Login Form

Istatistikler

Gebruikers
102
Artikelen
1570
Weblinks
9
Artikelen bekeken hits
566018

ÖMRÜMÜN İLK MARATONU

Ya da Halk Koşusu... Evet ömrümde ilk defa bir halk koşusuna katıldım. Duyanlar “maratona mı katıldın?” diyorlar. Ben de onun için ‘ömrümün ilk maratonu’ diyorum.

Bilindiği gibi Dam Tot Dam adıyla her yıl Amsterdam Zaandam arasında halk koşusu düzenleniyor.

Bu sene 25inc.si yapıldı. Yani çeyrek asırdır du koşu düzenleniyor.

 

Amsterdam Dam meydanından başlayıp Zaandam’daki Dam meydanında sona erdiği için bu isim verilmiş. Sanırım daha sonrada kalabalık yüzünden başlangıç ve bitiş yerleri değişmiş. Ama ismi aynen kalmış.

Koşu bir kaç katagoride yapılıyor. Halk koşusu, küçüklere, gençlere/yarışmacılara şeklinde. Bu sene bütün yarışmalara 60 binin üzerine kişini katıldığı söylendi. Birinci koşu daha çok olgun yaşlıların katılığı halk koşusu19 Eylûl 2009 Cumartesi akşamı yapıldı. Ben bu koşuya katıldım. 19 Eylûl Cumartesi gini Arefe günü idi ve koşu saat 18.25te başladı. Yani iftara az bir zaman kala. Oruçlu iken koşmak mümkün olacak mı derken, mümkün olduğunu gördük.

Koşu parkurunun uzunluğu yaklaşık 16 km. idi. Amsterdam Centraal istasyonun önünden başladı, Zaandam’da Martin Luther King sokağının yanına kadar devam etti.

Katılbilmek için önceden kaydolmak gerekiyor. İşyerleri bazen toplu kayıt yapabiliyor. Kaydınız kaybul edilirse, size sponsor firmanın adı yazılı mavi bir tişört, katılım numarası ve bir cip gönderiliyor. Cip’i ayakabınızın bağına başlamak zorundasınız. Koşu bitince bu cip’i yetkililere teslim ediyorsunuz. Eğer koşuya katılmamışsanız veya tamamlamamışsanız, cip’i postayla organızatörlere gondermek zorundasınız.

Bununla kimin hangi mesafeye kadar ve ne kadar zamanda koştuğu anlaşılıyor. Dolaysıyla hile yapmak, ben geçtim, o geçti tartışmasına gerek kalmıyor.

Bu koşuya ömrümün ilk maratonu diyorum, zira şimdiye kadar ne maratona katıldım, ne de herhangi bir koşuya. Zaten çocukluğumundan beri hızlı koşamam. Koşu sporu da pek yapmadım. Zira biliyorum ki o da bir kabiliyet meselesi. Herkes hızlı ve uzun mesafeli koşamaz. Koşuya katıldıktan sonra koşucuların (atletlerin) ne kadar güçlü olduklarını anladım ve onları takdir ettim.

Gerçekten bu iş güç, enerji ve istikrar gerektiriyor. Körük gibi bir ciğer, çok çalışkan iki ayak, sağlıklı bir vücut ve mangal gibi bir yürek lazım. Eğer bir de kararlılık ve yorucu çalışma/idman  olursa, o zaman insan koşabilir. Kısa veya uzun mesafeli. Kim hangisini daha iyi yaparsa.

         İş yerinde organize ile ilgilenen arkadaşlar, “denemek ister misin?” dediler. Ben de ”neden olmasın” dedim. Zaten hafif de olsa spor yapmak istiyordum. Bu güzel bir vesile olacak diye düşündüm ve kaydoldum.

Sonra Ramazan öncesinden idmanlara başladım. Her sabah namazından sonra her gün mesafeyi biraz daha, biraz daha artırarak koştum. Hazırlanmaya çalıştım.

Halk koşusuna DC Zaandam adına yirmi kadar arkadaş ile katıldık ve iş yerimizi başarıyla temsil ettik.

Bizim ekip ilk grupla başladı koşuya. Ij Tunel’in hemen önünden başladık. İkinci grup bizden 10 dakika sonra başlayacaktı. Varsa üçüncü grup da onlardan 10 dakika sonra başlaycaktı.

Mavi tişört giymiş insan seline ban de katıldım. Herkes ileriye doğru koşuyordu. Kadın erkek, gençler, benim yaşımda olanlar, benden daha yaşlılar. Kimi şortla, kimi eşofmanıyla. Herkes büyük bir efor sarfederek ha bire ilerliyordu.

Benim amacım yarış değil, böyle bir koşuya katılmaktı. Yarışma veya derece almaya çalışma bu katılımın hedefi değildi. Eğer yarışma söz konusu ise, herkesin beni rahatlıkla geçtiğini, arkadan gelen grubun bile öne geçtiğini, diğerlerinin benden daha hızlı koştuklarını söyleyebilirim.

Sonuçta, 5 km. koşmayı planlamışken 8 km. kadar koştum. “Bu sene bu kadar yeter, gelecek sene katılırsam sonuna kadar koşmayı denerim” dedim.

Bu organizasyonda dikkatimi çeken bir kaç noktanın altını çizmek istiyorum.

1-    İyi planlanmış bir organize idi. Binlerce katılımcıya

çanta/koşu numarası verildi. İsteyen elbiselerini çanta ile birlikte kendi grubu için hazırlanmış arabaya teslim ediyordu. Zaandam’da yarış bittince herkes aynı arabadan alacaktı. Seyyar tuvaletler, yarış parkurunun hazırlanması, başlama noktasının düzeni, sağlık ekiplerinin hazır tutulması, her beş km.de bir meşrubat ve meyvelerin konulması ve benzeri şeyler büyük bir organizasyon olduğunu gösteriyordu.

2-   Bu kadar insanın halk koşusuna katılması, dökülmeden,

yolda kalmadan, gayretli bir şekilde ileri, bitiş noktasına doğru koşması, yarış parkurunda mavi bir çizginin ahenkli bir görünümü, anılmaya değer.

3-   Yol boyunca geçtiğimiz yerlerde meraklı seyircilerle

ile karşılaştık. Kimi alkışlıyor, kimi teşvik ediyor, kimi bravo diyor, kimi de katılımcılara su ikram ediyordu. Özellikle küçük çocukların ellerindeki su dolu bekeR’ları geçenlere ‘buyurun’ dercesine uzatmaları çok hoştu. Kimileri kağıt feneleriyle, kimisi müzik dinletisi ile bu çoşkuya katılıyordu.

4-   Daha önce arabayla en az 60 süratle geçmek zorunda

olduğumuz ana yollardan yaya/koşarak geçmek farklı bir duyguydu. İnsanın tam yolun ortasına, hatta Ij Tunel’in içinde yatıp, “oh be işte arabasız bir dünya, gürültüsüz, eksoz dumanı olmayan bir ortam” diyesi geliyordu.

5-   Spor yapmak herhalde faydalıdır. Üstelik bu işin yaşı da

yoktur. Herkes yaşına göre spor yapabilir.

 

Hüseyin K. Ece

22.09.2009 Zaandam