Sadaka ne demek, ibadet olarak sadakanın önemi, sadaka ve infak ilişkisi, hadisler hangi davranışların sadaka olduğu hakkında bir online ders

Hüseyin K. Ece

18.11.2024 –  27 Cemaziye’l-evvel 1447

Zaandam 

 

a-Sadaka nedir?

Türkçe sözlükte sadaka; 1.Karşılık beklemeden, yardım amacıyla ve Allah rızası için ihtiyaç sahiplerine, fakirlere verilen para, mal vb.

2. Dilenciye verilen para. (Doğan, M. Büyük Türkçe Sözlük, s: 1390

İslâmda; ‘sadaka’ kavramının aslı; doğruluk, doğru söz söylemek, doğru olmak anlamına gelen ‘sıdk’tır.

Sadaka’nın çoğulu ‘sadakât’tır. Samimiyeti ve sürekli bağlılığı, dostluğu ifade eder.

Bunun ‘tasdik’ kalıbı, doğrulamak demektir. İmanın dil ile ikrar kalp ile tasdik olması gibi…

Aynı kökten ‘tasadduk’; sadaka vermek, kelime anlamıyla ‘sadâkatle bağlılığı aramak’ demektir. (Ayrı bir ders olarak işlenebilir)

‘Sadaka’, kişinin malından/sevetinden sırf Allah’ın hakkı olarak ayırdığı vergidir.

Bu da bir açıdan Allah’a sadâkatla bağlı olmayı ifade eder.

‘Sadaka’ en geniş anlamıyla; Allah rızası için yapılan her iyilik, verilen ve harcanan, yani infak edilen her şeydir.

‘Sadaka’ aslında Allah’ın emrine uymadaki doğruluğu (tasdik etmeyi ve sadâkatı) anlattığı için böyle söylenmiştir.

Müslüman, Rabbinin yoluna harcama yaparak, O’nun verdiği ni’metleri yine O’nun razı olduğu şekilde harcayarak sadâkatini-yani Allah’ı Rabb olarak, O’ndan gelenleri tasdîk ettiğini gösterir.

b-İbadet olarak sadaka

Sadaka kavramı da geniş bir kavramdır. Mü’minin infak etmesi sadaka olduğu gibi, aşağıda geleceği gibi pek çok güzel davranış da sadakadır.

**Kur’an, zekât’ ibadetini aynı kelimeyle (zekât kelimesiyle) anlattığı gibi, bazı yerlerde ‘sadaka’ diye de anmaktadır. (Tevbe 9/58, 60, 79, 103, 104. Mücâdile 58/12-13)

Farz olan sadaka (zekât) tarım ürünlerinden, altın, gümüş ve paradan, davarlardan, sığırlardan, ticaret eşyasından ve madenlerden verilir.

Nisap miktarı mala sahip olan, yani dinimize göre zengin olan kimseler, mallarından belli bir miktarı Kur’an’da belirtilen yerlere verirler.

Zekât vermek, malı arındırdığı gibi onu verenin imandaki ‘sadakatini’ ve samimiyetini de ortaya koyar.

**Mü’min bir erkeğin evlendiği hanıma verdiği mehire de ‘sadaka’ denmektedir.

وَاٰتُوا النِّسَٓاءَ صَدُقَاتِهِنَّ نِحْلَةًۜ فَاِنْ طِبْنَ لَكُمْ عَنْ شَيْءٍ مِنْهُ نَفْساً فَكُلُوهُ هَن۪ٓيـٔاً مَر۪ٓيـٔاً

Kadınlara mehirlerini gönül rızası ile (cömertçe) verin; eğer gönül hoşluğu ile o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu da afiyetle yeyin.

Kadınlara mehirlerini gönül rızası ile (cömertçe) verin; eğer gönül hoşluğu ile o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu da afiyetle yeyin.” (Nisâ 4/4)

Bu hem nikâhın mükemmel olmasını, hem de karı-koca arasındaki ‘sadâkatı-bağlılığı’ sağlaması sebebiyledir.

**Sadaka-ı fıtır denilen ‘fıtra’, bedenin bir sadakasıdır ki, Ramazan ayı içerisinde zekât düşen kimselere verilir. Bunu vermek vacip veya sünnet sayılmıştır.

**Hacc ibadetini yaparken, ihramdan çıkma sebebi olan, başı traş etme işini vaktinden önce yapan, ya kurban keser, ya oruç tutar, ya da bir miktar ‘sadaka’ verir. (Bekara 2/196)

**Kur’an, güzel bir sözü ve bağışlamayı, başa kakılan sadakalardan daha üstün tutmaktadır. Bu sadaka ister zekât şeklinde verilmiş olsun, isterse yardım şeklinde verilmiş olsun, farketmez.

۞ قَوۡلٞ مَّعۡرُوفٞ وَمَغۡفِرَةٌ خَيۡرٞ مِّن صَدَقَةٖ يَتۡبَعُهَآ أَذٗىۗ وَٱللَّهُ غَنِيٌّ حَلِيمٞ ٢٦٣

“Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır, yumuşak davranandır.” (Bekara 2/263)

 

“Ey iman edenler! Allah'a ve âhiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın.

Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.” (Bekara 2/264)

**Sadaka vermeye gücü yetmeyenleri ayıplamak doğru değildir.

“Sadakalar hususunda, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah işte onları maskaraya çevirmiştir. Ve onlar için elem verici azap vardır.” (Tevbe 9/79) 

**Sadaka gizli mi açık mı verilmeli?

“Eğer sadakaları açıktan verirseniz bu da iyidir. Ama onları gizler ve fakirlere gizlice verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Bu sayede Allah sizin bir kısım günahlarınızı bağışlar. Zira Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.” (Bekara 2/71)

Farz/vacip olan sadakalar açıktan verilebilir. Nafile olanların gizlice verilmesi tavsiye edilmiştir.

“bir sadaka verip de onu, sol elinin verdiğini sağ eli bilmeyecek şekilde gizleyen kişi” arşın gölgesinde olacak. (Buhârî, Hudûd/19. Müslim, Zekât/91)

**Allah sadakaları kabul eder.

“Allah'ın, kullarının tevbesini kabul edeceğini, sadakaları geri çevirmeyeceğini ve Allah'ın tevbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu hâla bilmezler mi?” (Tevbe 9/107)

 

**Allah (cc) sadakaları artırır

يَمۡحَقُ ٱللَّهُ ٱلرِّبَوٰاْ وَيُرۡبِي ٱلصَّدَقَٰتِۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ أَثِيمٍ ٢٧٦

Allah faizi tüketir, sadakaları ise arttırır ve Allah hiçbir inkârcı günahkârı sevmez.” (Bekara 2/276) Onlara bol bol bereket verir.

Öyleyse mü’minler, mallarını kendi aralarında ‘riba/faiz’ gibi haksız kazanç yollarıyla yemesinler, ‘riba’ yoluyla mallarını artırmayı düşünmesinler.

** Sadaka vermek tezkiyedir.

خُذْ مِنْ اَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكّ۪يهِمْ بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْۜ اِنَّ صَلٰوتَكَ سَكَنٌ لَهُمْۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ

“Onların mallarından sadaka al; bununla onları (günahlardan) temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (onları yatıştırır). Allah işitendir, bilendir.” (Tevbe 9/103)

**Farz veya vacip diye nitelenen sadakalar (zekâtlar) belli ölçülerde ihtiyaç sahiplerine, yani Tevbe Sûresi 9/60. âyette belirtilen kimselere verilir.

۞ إِنَّمَا ٱلصَّدَقَٰتُ لِلۡفُقَرَآءِ وَٱلۡمَسَٰكِينِ وَٱلۡعَٰمِلِينَ عَلَيۡهَا وَٱلۡمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمۡ وَفِي ٱلرِّقَابِ وَٱلۡغَٰرِمِينَ وَفِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱبۡنِ ٱلسَّبِيلِۖ فَرِيضَةٗ مِّنَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٞ ٦٠

“Sadaka (zekât) ancak şunlar içindir: Fakirler, miskinler (yoksullar), zekât işinde çalışan görevliler, kalpleri İslâma ısındırılmak istenenler, (azat olmak isteyen) köleler, Allah yolunda olanlar ve yolda kalmışlar. Bu Allah tarafından farz kılınmıştır. Allah Alîmdir, Hakîmdir.”

**Mü’minler bunun dışında ihtiyaç sahibi olan kimselere ihtiyaçları ölçüsünde ‘sadaka’ vermeye devam edeceklerdir.

Bu sadakanın ölçüsünü ihtiyaçlar ve müslümanların cömertlikleri belirler:

**Sadaka, aynı zamanda Türkçedeki anlamıyla, her türlü yardım ve iyiliğin genel adıdır. Bunların bir kısmı vacip/farz (zorunlu) bir kısmı ise nafiledir.

Kişinin ailesine (hanımına, çocuklarına, ana-babasına) bakması, onlara tasaddukta bulunması (sadaka) vermesi vaciptir (zorunludur).

Ama fakirlere zekâtın dışında yardım etmesi, sadaka-i câriye yapması ve benzeri sadakalar nafile ibadet cinsindendir. Yapanlar sevab alırlar.

**Sadakalar en sevilen mallardan verilmeli (infak edilmeli)  ki, yerini bulsun ve en ideal/değerli iyilik (el-birr) olsun.

لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتّٰى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِه۪ عَل۪يمٌ

“Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla birr’e (ideal iyiliğe) erişemezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.” (Âli İmran 3/92)

Böyle bir infakın üç özelliği vardır:  

1-İhtiyaçlı kimse olmalı,

2-Sadaka (zekât) ihtiyaçlıya temlik edilmeli.

3-Allah rızası için olmalıdır.

 

b-Hadislerde sadaka

Sadaka hakkında pek çok hadis var.

*Hâris ibni Âsım el-Eş’arî’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurdu:

“Temizlik imanın yarısıdır. Elhamdülillah duası mizânı, sübhânellah ve elhamdülillah sözleri ise yer ile gökler arasını  doldurur. Namaz nurdur; sadaka burhandır; sabır ziyâdır. Kur’an senin ya lehinde ya da aleyhinde delildir. Herkes sabahtan (pazara çıkar) nefsini satar; kimi onu âzâd kimi de helâk eder.” (Müslim,Tahâret/1)

*Allah’ın verdiği nimetler karşılığında, yani her bir ni’met için sadaka vermek, şükrün bir ifadesidir.

İnsanoğlu her bir eklemi için, her bir günü için sadaka vermelidir.

*Ebû Zer’den (ra) rivâyet edildiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu:

“Her birinizin her bir eklemi (ve kemiği) için bir sadaka gerekir. Binaenaleyh her tesbîh sadakadır, her hamd sadakadır, her tehlil sadakadır, her tekbir sadakadır. İyiliği tavsiye etmek sadakadır, kötülükten sakındırmak sadakadır.

Kulun kuşluk vakti kılacağı iki rek’at namaz bütün bunları karşılar.” (Müslim, Müsâfirîn/84, Zekât/56. Ayrıca bkz: Buhârî Sulh/11, Cihâd/72, 128. Ebû Dâvûd, Tatavvu’/12, Edeb/160)

Bunun bir benzeri şöyle:

Ebû Zerr’den (ra) rivâyet edildiğine göre bazı insanlar:

- Ey Allah’ın Rasûlü! Zenginler bütün sevapları alıp götürüyorlar. Zira bizler gibi namaz kılıyor, bizler gibi oruç tutuyor ve ayrıca mallarının fazlasından da sadaka veriyorlar, dediler. Peygamber (sav):

- “Allah size sadaka verme imkânı bahşetmedi mi (sanıyorsunuz)? Her tesbîh sadaka, her tekbir sadaka, her tahmid sadaka, her tehlil sadakadır. İyiliği emretmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır…” buyurdu. (Müslim, Zekât/53, Mesâcid/142)

*Adiyy b. Hatem’in naklettiğine göre Rasûlüllah (sav) şöyle dedi:

“Itteku’n-nare velev bi-şıkkı temretin - Sizden kim, bir yarım hurma ile de olsa ateşten korunabilirse, bunu yapsın.” (Buhârî, Zekât/9-10 no: 1413, 1417, Edeb/34 no: 6023. Müslim, Zekât/20 no: 1016. Nesâî, Zekât/63. İbni Mâce, Zekât/28 no: 1843.

*Ebu Hureyre’nin anlattığına göre Rasûlullah (as) şöyle dedi: "Bir dirhem, yüzbin dirhemi geçmiştir."

"Bu nasıl olur, ey Allah'ın Rasûlü?" diye sordular. Şu cevabı verdi.

"Bir adamın iki dirhemi vardı. Bunlardan daha iyisini tasadduk etti. Diğeri ise, malının yanına varıp, malından yüzbin dirhem çıkardı ve onu tasadduk etti." (Nesâî, Zekât/49)

*Yine Ebu Hureyre’nin naklettiğine göre Rasülullah (sav) şöyle buyurdu:

"Mal sadaka ile eksilmez.' Allah affı sebebiye kulun izzetini artırır. Allah için mütevazi olan bir kimseyi Allah yüceltir.” (Müslim, Birr/69 no: 2588. Tirmizî, Birr/82 no: 2030. Muvatta, Sadaka/12)

*Enes b. Mâlik’in (ra) naklettiğine göre, Rasûlullah (sas) şöyle dedi:

"Kuşkusuz sadaka, Rabbin hoşnutsuzluğunu giderir (Allah’ın (cc) kişiye huzurlu bir hayat bağışlamasına vesile olur, işlenen kötülüklere mukabil başa gelebilecek kötülüklere de keffâret olur) ve kötü bir şekilde ölmeyi (Allah’ın (cc) izniyle) önler.” Tirmizî, Zekât/28 no: 664)

*Bu bakımdan sadakanın illa mal veya para cinsinden bir şey olması gerekmez.

Câbir b. Abdullah’ın (ra) naklettiğine göre, Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur: "Her iyilik/güzel iş bir sadakadır." (Buhârî, Edeb/33 no: 6021)

*Bir hadiste geçtiği gibi;

“İki kişinin arasında adaletle hükmetmek bir sadakadır.

Bineğine binmesi için bir kimseye yardım etmek bir sadakadır.

Güzel söz söylemek bir sadakadır.

Yolları temizlemek, insanlara eziyet veren şeyleri kaldırmak sadakadır.

Namazı cemaatle kılmak için camiye gitmek sadakadır.

İnsanlara iyilik etmek sadakadır.

Bir kimseye yol göstermek sadakadır.

Gönül almak, yumuşak söz söylemek, güler yüzlü olmak,

ağaç dikmek ve benzeri bütün güzel davranışlar birer sadakadır. (Müslim, Zekât/56 no: 1009. Buhârî, Sulh/11, Cihâd/72, 128. Ayrıca bk. Müslim, Müsâfirîn/84, Ebû Dâvûd, Tatavvu/12, Edeb/160)

 

*“Sadakanın en faziletlisi, Müslüman'ın ilim öğrenmesi, sonra da onu Müslüman kardeşine öğretmesidir.”(İbni Mâce, Sünnet-Mukaddime/20)

*Rasûlüllah kendi sözlerini öğrenip de başkasına öğretenleri övüyor. (Tirmizî, İlim/7 no: 2656-2658)

*Sadakaların en faziletlisi kişinin kendi ailesine yaptığı harcamadır. (Bekara 2/215) Bundan sonra Allah yolunda yapılan harcamalar gelir.  

 

*“Kişinin ailesi için yaptığı harcama da sadakadır.” (Buhârî, Meğâzî/12) Bu harcama az bir şey olsa da böyledir.

*Peygamber (sav); “İnfak etmeye önce kendinden, sonra nafakası senin üzerine vacip olan kimselerden başla!” buyurdu. (Buhârî, Zekât/18, Nafakât/3. Müslim, Zekât/41, 95, 97, 106. Tirmizî, Zekât/38, Zühd/32. Nesâî, Zekât/51, 53, 60. Ebû Dâvud, Zekât/39, 40)

 

*“Müslüman kişi, ailesinin nafakası için harcar ve bundan sevap umarsa bu ona sadaka olur.” (Buhârî, İman/41. Müslim, Zekât/12 (48) no: 1002. Nesâî, Zekât/60. Tirmizî, Birr/42 no: 1965)

*“En üstün sadaka ihtiyacı giderendir. Veren el alan elden üstündür. Sadaka vermeye ailenden başla.” (Buharî, Nefekât/1)

*Ebû Hüreyre şöyle nakletti: Rasûlullah’a bir adam geldi ve şöyle dedi:

- Ey Allah’ın elçisi! Hangi sadakanın sevabı daha büyüktür?

Peygamber de şöyle cevap verdi:

- “Güçlü-kuvvetliyken, sıhhatın yerindeyken, cimriliğin üzerinde, fakir düşmekten endişe etmekteyken, daha büyük zengin olmayı düşlerken verdiğin sadakanın sevabı daha büyüktür. (Bu işi) can boğaza gelip de “falana şu kadar”, “filana bu kadar” demeye bırakma. Zaten o mal vârislerden şunun veya bunun olmuştur.” (Buhârî, Zekât/11, Vasâyâ/17. Müslim, Zekât/92)

*Ebu Hüreyre (ra) anlatıyor: “Bir gün: “Ey Allah'ın Rasûlü, hangi sadaka daha üstündür?'” diye soruldu. “Fakirin cömertliğidir. Sen bakımıyla mükellef olduklarından başla” buyurdu. (Ebû Dâvûd, Zekât/40 no: 1677)

 

*“Yoksula verilen sadaka bir sadaka, akrabaya verilen sadaka ise iki sadaka yerine geçer: Biri sadaka sevabı, öteki de akrabayı koruyup gözetme sevabıdır.” (Tirmizî, Zekât/26)

       -Atasözlerinde ve deyimlerde sadaka

Az sadaka çok belâyı, kazayı def eder. 

Malın bekçisi sadakadır. 

Sadakayı lâyık olana ver ki, o da hayır görsün. 

Sadaka verenin ömrü uzar. 

Az veren candan, çok veren maldan.

Sadaka belayı def eder.

Sadaka malı eksiltmez.

Hayra verilen mal, zayi olmaz.

Komşusu açken tok yatan bizden değildir.

Sağ elin verdiğini sol el bilmesin.

Aç doyurmak, çıplağı giydirmek gerek.

Ne verirsen elinle, o gelir seninle.

Sadaka selamettir:

Başının gözünün sadakası:

Verilmiş sadakası olmak (Verilmiş sadakan varmış):

Gönülsüz verilen sadakadan hayır gelmez:  

Hasisten sadaka istemişler, fetva söylemiş: 

Kapıdan alacaklı bakarken, pencereden sadaka verilmez:

*Sadaka taşı: Eskiden, ihtiyacı olup da sadaka isteyemeyen onurlu kimselerin gece kimse görmeden almaları, hayır sâhiplerinin de gurura ve kibire kapılmadan ve başa kakmadan gizlice yardım yapabilmeleri için üstündeki oyuğa madeni para bırakılan yaklaşık bir metre yüksekliğinde taş sütun.”