Kur'an'da hasene (hasenat) kavramı, kapsamı, hem iyilik, hem güzellik hem de ilahi ödül anlamı ve ilgili ayetler, hakkında bir online ders
Hüseyin K. Ece
25 Kasım 2025 – 04 Cemâziye’l-âhir 1447
Zaandam
80.Ders: HASENE; HEM GÜZELLİK ve İYİLİK, HEM DE ÖDÜL
-Hasene/hasenât
Hasene ‘hasen-güzel’ sıfatının dişil (müennes) formudur. Bunun çoğulu ‘hasenât’tır.
Hasene sözlük anlamıyla nasıl olursa olsun kişiye ulaşıp onu sevindiren şeydir.
Hasenenin karşıtı seyyie (çoğulu seyyiât) ise kötülük anlamındadır.[1]
‘Hasene’ hem isim hem de sıfat olarak kullanılır. İsim olarak iyilik, iyi hâl, iyi nesne demektir.
İnsanın ruhu, bedeni ve durumula ilgili olarak elde ettiği, kendini mutlu kılan her şeye ‘hasene’ denir.
Hasene her türlü iyilik ve güzelliği, güzel yapmayı, sevap kazandırıcı amelleri ve Allah’ın sevdiği davranışları,
Hasene, nesnelerin güzelliği karşısında beğeni hükmünü anlatır.
Onun için iyi ve güzel olan şeylere, mutluluk, geçimlik, adalet, iyilik, güzel davranış, terbiye, öğüt gibi şeylere de ‘hasene’ denmektedir.
Hasene, aynı zamanda güzel yapmaktır. Müslüman Kur’an’ın emrine uyarak yaptığı her işi güzel, doğru, maksada uygun yapar. İbadetlerini güzel yaptığı gibi, güzel ahlâkı kuşanır, insanlarla/varlıklarla ilişkilerini, yaptıklarını güzelleştirir.
Hasene kelimesi hem yapılan amelin güzel, faydalı, akla ve dine uygun olduğunu, her türlü güzelliği ve iyiliği ifade eder, hem de sâlih amel işlemenin sonunda mü’minin elde edeceği ödülün, sevabın diğer adıdır.
Takva hakkında şöyle denmiş: “Takva; emredileni yapmak, nehyedileni terketmektir. Bu da şöyle ifade ediliyor: “Seyyiâttan tevakki, hasenâtı iltizâm etmektir.”
-Hasenenin Kur’an’da genel olarak üç anlamı var
Birincisi; sıfat olarak iyi ve güzel fiil, davranış veya hâl.
Bazı âyetlerde ‘hasene’, özel davranış biçimi belirtilmeksizin mutlak olarak her türlü iyilik ve güzelliği kapsayacak şekilde kullanılmıştır.
Mü’minler şöyle dua ederler:
وَمِنۡهُم مَّن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِي ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةٗ وَفِي ٱلۡأٓخِرَةِ حَسَنَةٗ وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ ٢٠١
“Onlardan bir kısmı da: Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik (hasene) ver, âhirette de iyilik/güzellik (hasene) ver. Bizi cehennem azabından koru! derler." (Bekara 2/201. Bir benzeri: A’raf 7/156)
Âyetteki “dünyada hasene” sağlık, âfiyet, başarı, refah, iman ve ilim gibi her türlü güzellikler,
“âhirette hasene” de hesaptan kurtulma, Cennet ve onun güzel nimetleri olarak tefsir edilmiş.
Kur’an’da, Hz. Peygamber’in davetinde “akrabalık sevgisi” dışında bir şey beklememesini söyleyen ifadenin ardından, “Kim bir iyilik yaparsa onun karşılığını fazlasıyla veririz” (Şûrâ 42/23) şeklindeki açıklamada hasene kelimesinin, akrabaya iyilik etme veya genel manada kullanıldığı görülüyor.
Kur’an hz. Muhammed’in, hz. İbrahim’in örnekliğini “hasene- güzel” diyerek takdim ediyor.
لَّقَدۡ كَانَ لَكُمۡ فِي رَسُولِ ٱللَّهِ أُسۡوَةٌ حَسَنَةٞ لِّمَن كَانَ يَرۡجُواْ ٱللَّهَ وَٱلۡيَوۡمَ ٱلۡأٓخِرَ وَذَكَرَ ٱللَّهَ كَثِيرٗا ٢١
“Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel (hasene) bir örnek vardır.” (Ahzâb 33/21)
قَدۡ كَانَتۡ لَكُمۡ أُسۡوَةٌ حَسَنَةٞ فِيٓ إِبۡرَٰهِيمَ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥٓ ... ٤
“İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel (hasene) bir örnek vardır...” (Mümtehıne 60/4, 6)
İkincisi; hasene belli bir tutumu, davranışı veya durumu niteler.
Kur’an’da iyi ve meşrû bir iş için yapılan aracılık “güzel şefaat” (şefâaten hasene), kötü ve gayri meşrû iş için yapılan aracılıksa “çirkin şefaat” (şefâaten seyyie) olarak nitelendiriliyor.
Şefâat sözlükte; birinin faydasına olacak şekilde ona aracı ve destek olmak, yardım etmek, öncülük yapmaktır. Haseneye aracılık edenin de bundan bir nasibi olur.
مَّن يَشۡفَعۡ شَفَٰعَةً حَسَنَةٗ يَكُن لَّهُۥ نَصِيبٞ مِّنۡهَاۖ وَمَن يَشۡفَعۡ شَفَٰعَةٗ سَيِّئَةٗ يَكُن لَّهُۥ كِفۡلٞ مِّنۡهَاۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ مُّقِيتٗا ٨٥
“Kim güzel (hasene) bir şefâatte bulunursa (güzel bir şeye aracı olursa), ondan kendisine bir hisse vardır.
Kim de kötü (seyyie) bir şefâatte bulunursa (kötü bir işe aracılık) yaparsa, ondan da kendisine bir pay vardır. Allah (cc) her şeyin üzerinde koruyucudur.” (Nisâ 4/85)
Ya da daha hayırlısı ile karşılık verilir. (Neml 27/89. Bir benzeri: Kasas 28/84)
Buradaki ‘şefâat’ hayır olsun, şer olsun, insanların bir yola girmesine aracı veya yardımcı olmaktır.
“Hasene olan şefâat”, insanların iyiliği, faydası için, onlardan zararı uzaklaştırmaya, kötülükleri önlemeye çalışmaktır.
Ebu Musa (ra) şöyle anlattı: “Peygamber (sav), bir ihtiyacının giderilmesini isteyen birisi gelince arkadaşlarına döner ve “şefâat edin, ecir kazanın. Allah da Rasûlünün diliyle dilediğine hükmetsin” derdi.” (Müslim, Birr/145 no: 2627. Ebû Dâvûd, Edeb/no: 5131. Buhârî, Edeb/37. Tirmizî, İlim/14 no: 2672. Nesâî, Zekât/65)
“Seyyie olan şefaat” ise, insanların kötü yollara gitmesi, kötülük yapması için çalışmak, sapıtmaları için yardımcı olmak, onların zararına aracı olmaktır.
Üçüncüsü; genellikle nimet, mükâfat, refah, iyi ve mutlu sonuç, iyi hâl gibi insanın bedenî ve ruhî istekleriyle uyuşan, dolayısıyla da istenen ve özlenen amaçları ifade eder.
Çeşitli âyet ve hadislerde hasene kelimesi, yer aldığı metnin konusuna göre bu çerçevede değişik nimetleri, güzellikleri çağrıştıracak şekilde kullanılmıştır.[2] Mesela;
ثُمَّ بَدَّلۡنَا مَكَانَ ٱلسَّيِّئَةِ ٱلۡحَسَنَةَ حَتَّىٰ عَفَواْ وَّقَالُواْ قَدۡ مَسَّ ءَابَآءَنَا ٱلضَّرَّآءُ وَٱلسَّرَّآءُ فَأَخَذۡنَٰهُم بَغۡتَةٗ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ ٩٥
“Sonra kötülüğü (seyyie-darlığı) değiştirip yerine iyilik (hasene-bolluk) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve: “Atalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı» dediler...” (A’raf 7/95)
Hasene kelimesi Kur’an’da yirmi sekiz âyette tekil, üç âyette de çoğul (hasenât) şekliyle geçmektedir.
1.Hasene;
Allah (st) sâlih amel işleyenlere dünyada da âhirette de güzel şeyler (hasene) söz veriyor.
قُلۡ يَٰعِبَادِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمۡۚ لِلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ فِي هَٰذِهِ ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةٞۗ وَأَرۡضُ ٱللَّهِ وَٰسِعَةٌۗ إِنَّمَا يُوَفَّى ٱلصَّٰبِرُونَ أَجۡرَهُم بِغَيۡرِ حِسَابٖ ١٠
“De ki: Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik/güzel iş (hasene) yapanlara iyilik (hasene) vardır.
Allah'ın (yarattığı) yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, mükâfatları hesapsız ödenecektir.” (Zümer 39/10. Ayrıca bkz: Tâhâ 20/86)
Kur’an, Müslümanlara bir iyilik (hasene) dokunursa, bunun İslâm düşmanlarını tasalandıracağını, bir musibet (seyyie) gelince de buna sevineceklerini haber veriyor. (Bkz: Âl-i İmrân 3/120)
Nankörler/inkârcılar;
أَيۡنَمَا تَكُونُواْ يُدۡرِككُّمُ ٱلۡمَوۡتُ وَلَوۡ كُنتُمۡ فِي بُرُوجٖ مُّشَيَّدَةٖۗ وَإِن تُصِبۡهُمۡ حَسَنَةٞ يَقُولُواْ هَٰذِهِۦ مِنۡ عِندِ ٱللَّهِۖ وَإِن تُصِبۡهُمۡ سَيِّئَةٞ يَقُولُواْ هَٰذِهِۦ مِنۡ عِندِكَۚ قُلۡ كُلّٞ مِّنۡ عِندِ ٱللَّهِۖ فَمَالِ هَٰٓؤُلَآءِ ٱلۡقَوۡمِ لَا يَكَادُونَ يَفۡقَهُونَ حَدِيثٗا ٧٨
“... kendilerine bir iyilik (hasene) dokunsa “Bu Allah'tan” derler; başlarına bir kötülük gelince de “Bu senden” derler...” (Nisâ 4/78)
Musa’nın kavminin nankörleri de bir iyilikle (hasene ile) karşılaştıkları zaman;
“Bu bizimdir (biz çalışıp kazandık)” derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı.” (A’raf 7/131)
Kur’an onları yalanlıyor. İnsana ulaşan iyilik (hasene) Allah'tan, başına gelen kötülük ise nefislerindendir diyor. (Nisâ 4/79)
Allah (cc) hasenenin karşılığını kat kat verir.
إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظۡلِمُ مِثۡقَالَ ذَرَّةٖۖ وَإِن تَكُ حَسَنَةٗ يُضَٰعِفۡهَا وَيُؤۡتِ مِن لَّدُنۡهُ أَجۡرًا عَظِيمٗا ٤٠
“Allah şüphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz, zerre kadar iyilik (hasene) olsa onu kat kat arttırır ve yapana büyük ecir verir.” (Nisâ 4/40)
Üstelik bunun en az on misli olacağı belirtiliyor.
مَن جَآءَ بِٱلۡحَسَنَةِ فَلَهُۥ عَشۡرُ أَمۡثَالِهَاۖ وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَلَا يُجۡزَىٰٓ إِلَّا مِثۡلَهَا وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ ١٦٠
“Kim bir hasene (iyilik) yaparsa, ona o yaptığının on misli sevap vardır. Kim bir seyyie (kötülük) yaparsa, sadece onun dengiyle cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.” (En’am 6/160)
مَن جَآءَ بِٱلۡحَسَنَةِ فَلَهُۥ خَيۡرٞ مِّنۡهَاۖ وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَلَا يُجۡزَى ٱلَّذِينَ عَمِلُواْ ٱلسَّيِّـَٔاتِ إِلَّا مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ ٨٤
“Kim bir iyilik getirirse ona bundan daha hayırlı karşılık vardır. Kim bir kötülük getirirse, o kötülükleri işleyenler, ancak yaptıkları kadar ceza görürler.” (Kasas 28/84)
Peygamber’e tavsiye edilen başlıca üç davet metodundan biri de hasene/güzel olan mev‘iza’dır.
ٱدۡعُ إِلَىٰ سَبِيلِ رَبِّكَ بِٱلۡحِكۡمَةِ وَٱلۡمَوۡعِظَةِ ٱلۡحَسَنَةِۖ وَجَٰدِلۡهُم بِٱلَّتِي هِيَ أَحۡسَنُۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُهۡتَدِينَ ١٢٥
“(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel (hasene) öğütle davet et ve onlarla en güzel şekilde mücadele et...” (Nahl 16/125)
Semûd kavmi de hz. Sâlih’ten bunun gibi iyilikten (hasene’den) önce kötülüğün (seyyie’nin, yani azabın) acele gelmesini istiyorlardı. (Neml 27/46)
Şu müjde Allah’tan korkup sakınanlar, sorumluluk bilinciyle davrananlar içindir:
۞ وَقِيلَ لِلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ مَاذَآ أَنزَلَ رَبُّكُمۡۚ قَالُواْ خَيۡرٗاۗ لِّلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ فِي هَٰذِهِ ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةٞۚ وَلَدَارُ ٱلۡأٓخِرَةِ خَيۡرٞۚ وَلَنِعۡمَ دَارُ ٱلۡمُتَّقِينَ ٣٠
“... Bu dünyada güzel davrananlara, güzel (hasene) mükâfat vardır. Âhiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takvâ sahiplerinin yurdu gerçekten güzeldir!” (Nahl 16/30)
Bu anlam örgüsü içinde ‘hasene’ terimi maddi bir iyiliği, çıkarı değil, daha çok Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşımanın verdiği manevi doyum ve huzur duygusunu işaret etmektedir.[3]
Hz. İbrahim’e dünyada iken verilen hasene, hem onun Allah katındaki güzel makamını, hem de hasene teriminin taşıdığı anlamları çağrıştırır.
وَءَاتَيۡنَٰهُ فِي ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةٗۖ وَإِنَّهُۥ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ ١٢٢
“Ona (İbrahim’e) dünyada güzellik (hasene) verdik. Muhakkak ki o, Âhirette de sâlihlerdendir.” (Nahl 16/122)
2.Hasenât;
Yanlış yola gidenler belki dönerler diye Allah (cc) insanları “hasenât-iyilik ve seyyiat-kötülük” ile imtihan eder.
وَقَطَّعْنَاهُمْ فِي الْاَرْضِ اُمَمًاۚ مِنْهُمُ الصَّالِحُونَ وَمِنْهُمْ دُونَ ذٰلِكَۘ
وَبَلَوْنَاهُمْ بِالْحَسَنَاتِ وَالسَّيِّـَٔاتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
“Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. Onlardan iyi kimseler vardır. İçlerinden öyle olmayanları da vardı.
Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler (hasenât) ve kötülükler (seyyiât) ile sınadık.” (A’raf 7/168)
Yanlıştan dönüp tevbe edenlerin durumu ise farklı...
اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَاُو۬لٰٓئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ
حَسَنَاتٍۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا
“Ancak tövbe edip de inanan ve sâlih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini (seyyiât’ı) iyiliklere (hasenât’a) çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Furkan 25/70)
Hûd sûresinde vakit namazlarına dair bir emirden sonra, herhangi bir belirleme olmaksızın iyiliklerin (hasenât) kötülüklere (seyyiâta) keffaret olacağını söyleniyor.
وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ طَرَفَيِ ٱلنَّهَارِ وَزُلَفٗا مِّنَ ٱلَّيۡلِۚ إِنَّ ٱلۡحَسَنَٰتِ يُذۡهِبۡنَ ٱلسَّيِّـَٔاتِۚ ذَٰلِكَ ذِكۡرَىٰ لِلذَّٰكِرِينَ ١١٤
“Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl.
Çünkü iyilikler (hasenât) kötülükleri (seyyiât’ı) giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.” (Hûd 11/114)
Buna benzer bir hadis de şöyle:
Ebu Zerr’in (ra) naklettiğine göre Rasûlüllah (sav) şöyle dedi:
اِتَّقِ اللهَ حَيْثُمَا كُنْتَ، وأَتْبِعِ السَّيِّئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا، وخَالقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ
“Nerede olursan ol! Allah’tan kork! Yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki, bu onu yok etsin! İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran!” (Tirmizî, Birr/55 no: 2053)
Sevap anlamında hasene daha çok sübjektif, yani kişinin kendisine yönelik,
salihât ise objektif, hem kendisine hem da başkasına yönelik amelleri ifade eder.
Kur’an’da hasenâtın karşılığı bire on ve daha fazlası, salihâtın karşılığı Cennet olarak belirlenmiş.
-Hasene etrafında
Ebu Hureyre’nın anlattığına göre Hz. Peygamber (sav) şöyle dedi:
“Her kim ki iyi bir işi (hasene) işlemeye niyet eder de onu yapmazsa, Allah (cc) onu tam bir iyilik (hasenât) olarak yazar. Niyet eder ve yaparsa, on mislinden yedi yüz misline kadar, hatta daha fazla bile yazar.
Kötü bir işe (seyyie) niyet edip de yapmayana tam bir hasene (iyilik) sevabı, niyet edip yapana ise bir günah olarak yazar.” (Müslim, İman/59 (204) no: 335. Bir benzeri: Buhari, Tevhid/35 no: 7501)
Abdullah ibni Abbâs’ın rivâyet ettiğine göre Peygamber (sav) şöyle buyurdu:
“Allah (cc) iyilik (hasenât) ve kötülükleri (seyyiâtı) takdir edip yazdıktan sonra bunların iyi ve kötü oluşunu şöyle açıkladı:
Kim bir iyilik yapmak ister de yapamazsa Allah bunu yapılmış tam bir iyilik (hasene) olarak kaydeder.
Şayet bir kimse iyilik yapmak ister sonra da onu yaparsa, Allah o iyiliği on mislinden başlayıp yedi yüz misliyle, hatta kat kat fazlasıyla yazar.
Kim bir kötülük (seyyie) yapmak ister de vazgeçerse, Allah bunu tam bir iyilik (hasene) olarak kaydeder.
Şayet insan bir kötülük yapmak ister sonra da onu yaparsa, Allah (cc) o fenalığı sadece bir günah olarak yazar.” (Buhârî, Rikâk/31 no: 6491. Müslim, İman/59 (207) no: 338)
Kur’an iyilikle kötülüğün bir olmadığını, kötülüğün güzellik def edilmesini söylüyor.
وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُۜ اِدْفَعْ بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ فَاِذَا الَّذ۪ي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَاَنَّهُ وَلِيٌّ حَم۪يمٌ
“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur.” (Fussilet 41/34)
ٱدۡفَعۡ بِٱلَّتِي هِيَ أَحۡسَنُ ٱلسَّيِّئَةَۚ نَحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَا يَصِفُونَ ٩٦
“Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.” (Mü’minûn 23/96)
Zaten mü’minler kötülükleri iyiliklerle savmaya çalışan kimselerdir.
وَٱلَّذِينَ صَبَرُواْ ٱبۡتِغَآءَ وَجۡهِ رَبِّهِمۡ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنفَقُواْ مِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ سِرّٗا وَعَلَانِيَةٗ وَيَدۡرَءُونَ بِٱلۡحَسَنَةِ ٱلسَّيِّئَةَ أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ عُقۡبَى ٱلدَّارِ ٢٢
“Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan
ve kötülüğü (seyyie’yi) iyilikle (hasene ile) savan kimselerdir. İşte onlar var ya, dünya yurdunun (güzel) sonu sadece onlarındır.” (Ra’d 13/22. Bir benzeri: Kasas 28/54)
-Hulâsa;
Kur’an’ın ‘hasene’ dediği şeyler hep güzel ve iyi olan şeylerdir.
Müslüman iyinin ve güzelin ölçüsünü Kur’an’dan öğrenmeli, sonra da devamlı ‘hasene’ yani güzel ve hayırlı olan işleri, hasen (güzel) yapmalı... Ki bunlar hasenât olsun ve Müslümana Allah katında hasene (sevap) kazandırsın.
Sözü şu Kur’an duasıyla bitirelim:
رَبَّنَٓا اِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَاد۪ي لِلْا۪يمَانِ اَنْ اٰمِنُوا بِرَبِّكُمْ فَاٰمَنَّاۗ رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّـَٔاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْاَبْرَارِۚ
“Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al.” (Âli İmran 3/193)
[1] İbni Manzur; Lisânu’l-Arab, 4/123
[2] Çağrıcı, M. TDV İslâm Ansiklopedisi, 16/376-377
[3] Esed, M. Kur’an Mesajı, 2/534