Hüseyin K. Ece
(Bu ders 19 Mayıs 2026 – 02 Zilhicce 1447 tarihinde online olarak sunulmak üzere hazılandı. Fakat hastalık dolaysıyla sunulamadı.)
AREFE GÜNÜ, KURBAN BAYRAMI ve KURBAN OLAYIM
Rabbimiz Fecr Sûresinin başında şöyle buyuruyor: وَلَيَالٍ عَشْرٍ {2} «On geceye (yemin olsun), (ya da on gece şâhit olsun)
Fecir ve on gün çok özel olması muhtemel. Fecir, Kur’an aydınlığı da olabilir
On gecedan maksat ne? On gece vahyin ilk indirildiği Ramazan’ın son on gecesi
Bazıların göre de Zilhicce ayının ilk on gecesi olabilir...
On gün belirsiz geldiğine göre birden fazla yoruma açık.
-Arefe günü hakkındaki uyduruk rivâyetler
Arefe (Zi'l-hicce'nin 9.) günü ve bu gün oruç tutmanın faziletleri hakkında 2025 yılında sosyal medyada paylaşılanlar:
1-“On günlerin hayrından mahrum olanların vay haline. On günlerde oruca devam edin. Duayı, istiğfar ve sadakayı çok yapın. Özellikle dokuzuncu günü olan Arefe gününü orucunu bırakmayın, şüphesiz onda sayma bilenlerin sayıp göremeyeceği kadar hayırlar vardır.”
2-“Her kim Arefe günü oruç tutarsa (kabrinden kalkarken) mahşere kadar, mahşerde konulduğu yerden Sırat’a kadar, Sırattan Cennete kadar yetmişbin (70.000) melek ona eşlik eder ve onlar bineğinin attığı her adımda onu yeni bir müjde ile müjdelerler.”
3-“Arefe günü tutulan oruç ikibin köle azat etmeye, ikibin deve kurban kesmeye ve Allah yolunda cihad için verilen ikibin ata bedeldir.” (Abdulkadir Ceylânî, el-Ğunye, 2/39)
4-“Arefe tutulan oruç bin (1.000) gün (nafile) oruca bedeldir.”
5-“Her kim Arefe günü oruç tutarsa Allah Teala ona otuz tane hayır kapısı açar, otuz tane şer kapısını ona kilitler. Bu kişi oruç açarken su içtiği zaman cisminde bulunan her damar onun (bağışlanması) için istiğfar eder.”
6-“Arefe günü tutulan oruç, geçmiş ve gelecek yılın günahlarına kefaret olur.”
7-Arefe gününün fazileti onbin güne eşittir.”
8-Her kim Arefe günü oruç tutarsa Allah Teala ona müslümanlardan o gün oruç tutanların adedince ve tutmayanların sayısınca sevap yazar.”
-Bu rivâyetleri değerlendirme
Sayısız site bu sıralanları ve benzerlerini Arefe gününün fazileti başlığında paylaşmışlar. İlk defa kim hazırlamış, belli değil. Herkes orada kopyala yapıştır yapmış ama bunlar gerçekten hadis mi, Rasûlüllah böyle şeyler söylemiş olabilir mi, acaba hangi sahih kaynakta geçiyor diye belli ki bakılmamış. Paylaşan paylaşana…
Hadis diye nakledilen sözlerin bir kısımına öyle kitap ve kişi adı kaynak gösterilmiş ki; insan şaşırmadan kendini alamıyor.
Bilmiyorum, bunları paylaşanlar, sitelerine, makalelerine hadis diye alanlar, ya bunlar hadis değilse, ya Peygamber (sav) böyle şeyleri dememişse, ona iftira olacağını, ona iftiranın müfteriyi Cehenneme götüreceğini düşündüler mi, akıllarına geliyor mu?
1-Ebu’d-Derdâ (ra) şöyle demiştir: “On günlerde oruca devam edin. Duayı, istiğfar ve sadakayı çok yapın, zira ben Peygamberinizi: ‘On günlerin hayrından mahrum olanların vay haline. Özellikle dokuzuncu gün(ü olan Arefe günün)ün orucunu bırakmayın, zira şüphesiz onda sayma bilenlerin sayıp bitiremeyceği kadar hayırlar vardır’ buyururken işittim.” (Ebu’l-Leys es-Semerkandî, Tenbîhü’l-ğâfilîn, no: 470, sh: 327)
Hadis için neredeyse 7. 10. Derecedeki kitaplar kaynak olur mu? Asıl kaynak verilmediğine göre bu rivayete hadis diye nasıl güvenelim?
2-"Her kim Arefe günü oruç tutarsa Allâh-u Teâlâ ona Müslümanlardan o gün oruç tutanların adedince ve tutmayanların sayısınca sevap yazar. (Kabrinden kalkarken) mahşere kadar, mahşerde mîzanların konulduğu yerden Sırat'a kadar, Sırat'tan da cennete kadar yetmiş bin melek ona eşlik eder ve onlar bineğinin attığı her adımda onu yeni bir müjde ile tebşîr ederler." (es-Safûrî, Nüzhetü'l-mecâlis, 1/236. Bizdeki baskı. Mektebü't-Tevfikıyye, Sayda-Lübnan-tarihsiz)
Dolaysıyla 6. Yüzyılda yazılmış, rivâyet işinde titiz olmayan bir kitap hadis-sünnet konusunda kaynak olamaz.
3-“Arefe günü tutulan oruç ikibin köle azat etmeye, ikibin deve kurban kesmeye ve Allah yolunda cihad için verilen ikibin ata bedeldir.” (Abdulkadir Ceylânî, el-Ğunye, 2/39) kaynak verilmiş sitelerde.
Temel hadis kitaplarından kaynak gösterilmemiş. M.1200lerde yaşamış bir yazarın kitabı, asıl kaynaklarda yoksa hadisde delil olur mu?
Acaba Allah’ın Rasûlü bir günlük oruca bu korkunç sevapları va’deder mi?
Dilin kemiği yok, at atabildiğin kadar. (Yoksa el-Ğunye yazarının, rüyasında Peygamberden tasdik aldığı mı zannediliyor?)
4-(Arefe günü tutulan oruç, bin gün [nâfile]oruca bedeldir.) Tabarani rivayet etmiş.
Tabarânî’nin hadis kitaplarına itibar edilir. Lakin burada ne kitabının adı var, ne sayfa ne de hadis numarası var. Bu sözün onun kitaplarında olduğu ne ma’lum?
5-Aişe (r.anha) söyle anlatmıştır:
"Bir kere Rasûlüllâh (sav: "Şüphesiz cennette inci, yâkut, zebercet, altın ve gümüşten yapılma köşkler vardır” buyurdu. O zaman ben:
'Yâ Rasûellâh! Onlar kimin içindir?' diye sorunca:
'Arefe gününü oruçlu geçirenler içindir.
Ey Âişe! Her kim Arefe günü oruca niyet etmiş olarak sabahlarsa Allâh-u Teâlâ ona otuz tâne hayır kapısı açar, otuz tâne şer kapısını ona kitler. Bu kişi oruç açarken su içtiği zaman cisminde bulunan her damar onun (bağışlanması) için istiğfâr eder.' buyurdu lar." (es-Safûrî, Nüzhetü'l-mecâlis, 1/237)
es-Safûrî, hadis diye bazı rivâyetleri kitabına almış ama çoğu zaman kaynak belirtmemiş. Yukarıda geçtiği gibi pek çok uydurmayı da hadis diye naklediyor.
Dolaysıyla onun nakillerine şüphe ile bakmak zorundayız.
-Arefe günü hakkında hadisler
6-Ebu Katâde Rasûlüllah (sav) şöyle buyurdu: “Arefe günü tutulacak orucun önceki ve sonraki seneye (günahlara) keffaret olacağını Allah'tan ümit ediyorum.” (Tirmizî, Savm/46 no: 749. Hasen kaydıyla. İbni Mâce, Sıyâm/40 no: 1730)
İbni Mâce’nin rivâyeti: Ebû Said el-Hudrî’den, o da Ebû Katâde b. Nu’man’dan, O demiş ki: “Ben Rasûlüllah’tan şöyle işittim: “Kim arefe günü oruç tutarsa geçmiş ve gelecek sene ve sonrası (küçük günahları) affedilir.” (İbni Mâce, Sıyam/40 no: 1731)
Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde hadis şöyle geçmektedir: Ebû Katâde’nin rivâyet ettiğine göre Rasûlüllah’a (s.a.v.) arife günü oruç tutmak soruldu, o da: “İki seneye keffârettir” buyurdu. Ona (s.a.v.) aşûre günü oruç tutmak soruldu, o da: “Bir seneye keffârettir” buyurdu. (Ahmed b. Hanbel, 5/295)
7-(Zilhiccenin ilk on günü, fazilette bin güne, Arefe günü ise on bin güne eşittir.) [Beyhakî] Burada kitap adı, cilt/sayfa numarası, hadis numarası yok. Nereden bilelim bu sözü Beyhakî hadis diye kitabına almış? Aldı diyelim, bakalım sahih mi?
8-"Her kim Arefe günü oruç tutarsa Allâh-u Teâlâ ona Müslümanlardan o gün oruç tutanların adedince ve tutmayanların sayısınca sevap yazar. (Kabrinden kalkarken) mahşere kadar, mahşerde mîzanların konulduğu yerden Sırat'a kadar, Sırat'tan da cennete kadar yetmiş bin melek ona eşlik eder ve onlar bineğinin attığı her adımda onu yeni bir müjde ile tebşîr ederler." (es-Safûrî, Nüzhetü'l-mecâlis, 1/236)
Yukarıdaki rivâyetin diğer kısmı. es-Safûrî’nin kitabının hem hadiste kaynak olamayacağını, hem de güvenilmeyeceğini tekrar edelim.
Arefe günü hakkında bir rivâyet:
Hz. Âişe’den rivâyet edildiğine göre Rasûlüllah (sav) şöyle buyurdu:
“Allah’ın daha çok kulunu ateşten kurtardığı arefe gününden başka bir gün yoktur. O gün yaklaştığında Allah meleklere şöyle diyerek övünür: Bu kullarım ne dilediler?” (Müslim, Hac/79(436) no: 3288. Nesâî, Hac/194 no: 3007. Münzirî, et-Tergîb ve’t-Terhîb, 2/204)
Biz söz, bir sünnet kesin olarak Rasûlüllah’a aitse ona can kurban, başüstüne deriz, alır yüreğimize ve hayatımıza koyarız.
Rasûlüllah’a adına yalan uydurmaktan, bilerek bilmeyerek uydurmaları paylaşmaktan da Allah’a sığınırız (neûzü billah).
-Dua hakkında
Bazı kesimlerin şu gün, şu dua veya sözler, şu kadar sayıda söylenirse kabul edilir, şu karşılık verilir”, ”şöyle şöyle şeyler olur”, “şu şu şeylere kavuşulur” iddialarının –sahih hadislerde kaynağı yoksa- bir temeli yoktur.
Bunları iddia edenler iyi niyetli iseler dua ibadetini yanlış ya anlamışlar, ya câhilce söz söylüyorlar, ya da duayı sihir zannediyorlar demektir.
Sanki Allah bunların memuru, bunlar emredecekler Allah da hemen emri yerine getirecekler. Haşa...
Kur’an dua edenlere Allah’ın karşılık vereceğini müjdeliyor.
وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌۖ أُجِيبُ دَعۡوَةَ ٱلدَّاعِ إِذَا دَعَانِۖ فَلۡيَسۡتَجِيبُواْ لِي وَلۡيُؤۡمِنُواْ بِي لَعَلَّهُمۡ يَرۡشُدُونَ ١٨٦
“Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.” (Bekara 2/186. Ayrıca Bkz: Mü’min 40/60)
Kur’an şöyle emrediyor:
وَلَا تُفۡسِدُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ بَعۡدَ إِصۡلَٰحِهَا وَٱدۡعُوهُ خَوۡفٗا وَطَمَعًاۚ إِنَّ رَحۡمَتَ ٱللَّهِ قَرِيبٞ مِّنَ ٱلۡمُحۡسِنِينَ ٥٦
“Düzene konulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesat) çıkarmayın; O’na korkarak ve umut taşıyarak dua edin. Doğrusu Allah’ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır.” (A’raf 7/56)
Mü’min ihlasla yaptığı duaların kabul edileceğini ümit edebilir. Ancak nasıl kabul edildiği kimse bilemez, kimsenin garantisi yoktur.
Duanın matematiksel veya fiziki bir sonucu, belgesi olmaz.
Allah (cc) kulunun ya duada istediğini verir, ya başka bir şey verir, zira belki o daha hayırlıdır, ya günahlarına keffâret sayar, ya da ecir verir, sevabını artırır.
Dolaysıyla dua ettim, ediyorum ama kabul edilmedi, edilmiyor iddiaları yanlıştır. Duasının kabul edilmediğini sanan duasını gözden geçirmeli...
Duanın belli bir zamanı yoktur. Ancak hadislerde geçtiği gibi, gecenin son üçte birinde, farz namazların sonunda, savaş esnasında, ezan ile kaamet arasında, yağmur yağarken, secdede iken, seher vakitlerinde (Âli İmran 3/17), Cuma saatinde, oruçlunun orucunu açtığı zamanda, Kurban bayramı arefesinde, Kadr Gecesinde, tenhalarda yapılacak dualar daha makbûldür ve kabul edilme ihtimalleri daha fazladır.
Gece vakitleri (ânâe’l-leyl) dua etmek:
أَمَّنۡ هُوَ قَٰنِتٌ ءَانَآءَ ٱلَّيۡلِ سَاجِدٗا وَقَآئِمٗا يَحۡذَرُ ٱلۡأٓخِرَةَ وَيَرۡجُواْ رَحۡمَةَ رَبِّهِۦۗ قُلۡ هَلۡ يَسۡتَوِي ٱلَّذِينَ يَعۡلَمُونَ وَٱلَّذِينَ لَا يَعۡلَمُونَۗ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُوْلُواْ ٱلۡأَلۡبَٰبِ ٩
“Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (o inkarcı gibi) midir? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.” (Zümer 39/9)
"Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz; lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. (Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, herşeye kâdirdir) sözüdür." (Muvatta, Kur'ân/32. Tirmizî, Da'avât 133 (3579)
-Kurban ibadeti
Kurban kelimesi, maddi ve manevî her türlü yakınlaşmayı anlatır.
Kurban ibadeti İslâmda kendisiyle Allah’a yaklaşılan şeydir.
İslâmda esasen her türlü ibadet (sâlih amel), dua ve zikir kulu Allah’a yaklaştırır. Yani her ibadet kurban-yaklaşma vesilesidir.
Kurban’a aynı mananın yüklenmesi; onun ciddi bir sunum, fedakârlık, Allah’a yakın olma sebebi ve İbrahim’in (as) samimiyetini sembolize etmesindendir.
Fıkıhta kurban; Allah’a yakınlık sağlamak, yani ibadet amacıyla belli vakitte, belirli hayvanı boğazlamayı ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder.
Kurban ibadeti, ulvî bir amaca ulaşmak için, geçici ve fâni, aynı zamanda da asıl sahibinden insana emânet edilen değerin, dünyalıkların bir kısmından vazgeçebilmeyi anlatır.
Burada müslüman kesinlikle iki tercih arasında değildir. Yani Allah (cc) kuluna, “Ya ben, ya malın” demiyor. “Malının tümünü bırakmıyorsan, terketmiyorsan, son kuruşuna kadar hepsini üzerinden atmıyorsan bana yaklaşamazsın, bana yakın olamazsın” demiyor.
Sanki şöyle diyor: “Sana verdiklerimden bir kısmı zekât, sadaka, infak veya kurban olarak vermeye, sahip olduklarının bir kısmından benim için vazgeçmeye hazırsan; bana yakınlık kazanırsın.”
Allah (cc) kurban adamayı iman eden bütün ümmetler için bir ibadet eylemi olarak emretmiştir. Böylece eti yenen hayvanları keserken Allah’ın adını ansınlar diye. (Hacc 22/34)
-Rasûlüllah’ın kurban bayramı sünneti
Abdullah b. Abbas (ra) anlattı: “Rasûlullah (sav) Ramazan bayramında da Kurban bayramında da guslederdi." (İbni Mâce, İ. Salat/169 no: 1315)
Fâkih b. Sa'd (ra) anlattı: “Rasûlullah (sav) Ramazan bayramında, Kurban bayramında, Arefe gününde yıkanırdı.” Kendisi de o günlerde ev halkına yıkanmalarını işaret ederdi." (İbni Mâce, İ. Salat/169 no: 1316)
Bureyde (ra) şöyle nakletti: Rasûlüllah (sav) Fıtır Bayramı günü bir şey yemeden çıkmazdı. Kurban bayramında ise, namazdan dönünceye kadar bir şey yemezdi (Tirmizî, Iydeyn/38 no: 542. İbni Huzeyme, S. Iydeyn/678 no: 1426. Dârimî, Salat/217 no: 1608)
Ebu Hureyre şöyle nakletti: “Rasûlüllah (sav) bayram günü bir yoldan çıktığında başka bir yoldan geri dönerdi.” (Tirmizî, Iydeyn/37 no: 541, hasen-garib kaydıyla)
Cabir b. Abdullah (ra) nakletti: “Bayram günü olduğunda Rasûlüllah yolları değiştirirdi (yani gittiği yoldan değil başka bir yoldan geri dönerdi).” (Buhârî, Iydeyn/24 no: 986)
Kurban Bayramı namazı ve Fıtır Bayramı namazı iki rek’attir, Cuma namazı iki rek’attir. Hepsi Rasûlüllah’ın diliyle bundan kısa olmaz.” (Nesâî, Iydeyn/11 no: 1567)
Aişe (r.anhâ) anlattı: “Rasûlullah (as), fıtr (ramazan) ve kurban bayramlarının namazlarında, birinci rek'atte yedi (ziyâde) tekbir getirirdi, ikinci rek'atte ise, iki rükû‘ tekbirinden başka beş (ziyâde) tekbir getirirdi.” (Ebû Dâvûd, Salât/245 no: 1149, 1150)
Abdullah b. Abbas nakletti: “Nebi (sav) bayram günü çıktı, iki rek’at namaz kıldı. Ondan önce veya sonra başka namaz kılmadı.” (Nesâî, Iydeyn/29 no: 1588. Tirmizî, Iydeyn/35 no: 537-538. Bir benzeri: İbni Mâce, İ. Salat/160 no: 1291)
Peygamber (sav) bayram günü önce bayram namazını kılar, sonra da kurban keserdi.
Bayram namazdan önce kurban kesenlerin ‘nüsuk/kurban kesmediklerini, fakat ev halkı için et temin ettiklerini açıklardı. (Müslim, Edâhi/1(7) no: 5073. Cassâs, Ahkâmu’l-Kur’an, 3/476)
-Kurban olayım (mı), ya da kime kurban olunur?
Yok, insana kurban olunmaz, Allah’a kurban olunur.
Birini severken “sana kurban olayım, kurban olurum sana” demek isabetli değil.
Onun yerine “seni yaradana, seni verene, seni nasip edene kurban olurum, olayım” demek daha doğru.