Login Form

Istatistikler

Gebruikers
106
Artikelen
1570
Weblinks
9
Artikelen bekeken hits
567389

ZAYIF HADİS

‘Zayıf Hadis’; kendisinde sahih ve hasen hadise ait sıfatların bulunmadığı hadistir.

Bu tür hadislerdeki zayıflık, ya senedindeki kopukluk sebebiyledir, ya ravisinin adalet ve zaptındaki bir noksanlık, ya da hadisin gizli bir illet (kusur) taşıması, sahih hadise aykırı (şazz) olması yüzündendir.

Bir hadisin sahih olması için bir kaç şart gerekir:

1-Senedinin kesintisiz olması gerekir. Yani hadisi rivâyet edenler -raviler- hadisi birbirlerinden, Peygamber’e kadar, kesintisiz olarak almaları gerekir.

2- Hadis ravisinin zabt sahibi, yani rivâyeti en sağlam yolla alması, yanılan olmaması, ne rivâyet ettiğinin farkında olması.

3-Ravinin adaletli, yani doğru ve güvenilir bir müslüman olması.

4-Râvinin bilinmeyen, tanınmayan biri olmaması.

5- Hadisin, diğer sahih ve hasen hadislere zıd, yani şazz olmaması.

6- Hadisin, sağlamlığına zarar verecek gizli bir illeti (kusuru) bulunmaması.

İşte sayılan bu şartların hepsini veya bir kısmını taşımayan bütün hadislere ‘zayıf hadis’ denilmiştir.

Hadis ilminde pek çok zayıf hadis çeşidi bulunmaktadır. Eksiklik ve zayıflık bütün hadislerde aynı olmadığı için derecelendirme ve isimlendirme de farklı olmuştur.

Kaç çeşit zayıf hadis olduğu konusunda kesin bir fikir birliği yoktur. Ancak bunlardan ondört kadarının tanımı hususunda genel bir söz birliğinden bahsetmek mümkündür.

a-Senedindeki kopukluk yüzünden zayıf sayılan hadisler

1-Muallak; senedinin başında bir veya bir kaç râvinin ismi kaldıralarak doğrudan Peygamber’den rivâyet edilen hadis,

2- Munkati’; senedinde bir râvinin söylenmedigi veya üstü kapalı (müphem) bırakılan hadis,

3- Mu’dal; senedinde peşpeşe iki ravinin atlanıldığı hadis,

4- Müdelles; ravinin, hadisi rivâyet eden şeyhi görmediği halde görmüş gibi rivâyet ettiği hadis,

5-Mürsel; senedinde, râvi sahabenin atlanıldığı hadis.

Bunlar zayıflık derecesine göre şöyle sıralanır: Mu’dal, munkati, müdelles, muallak, mürsel.

 

b-Ravinin adaletinin zayıflığı sebebiyle zayıf sayılanlar

1-Metruk; yalancılıkla itham edilmiş bir râvinin rivayetinde tek kaldığı hadis (terkedilen hadis demektir),

2- Münker; zayıf ravinin sika (güvenilir) bir raviye muhalif (aykırı) rivâyet ettiği hadis,

3- Şazz; güvenilir bir ravinin, kendinden daha güvenilir bir raviye muhalif olarak rivayet ettiği hadis.

 

c-Ravilerin zabt zayıflığına göre derecelenen zayıf hadisler

1-Muzdarip; farklı rivayetleri olduğu halde, birinin diğerine tercih edilemediği hadis,

2-Muallel, dışarıdan kusursuz gibi görünen, ama içerisinde rivâyet ve ravi yönünden gizli kusur taşıyan hadis,

3- Muharref; hareke (Arapça harfleri okutan işaretler) yönünden hatalı rivâyet edilen hadis,

4- Musahhaf; harflerin şekli aynı olmakla beraber noktalama hatası olan hadis,

5- Maklub; ravilerin isimlerinin veya neseplerinin, metindeki kelimelerin yerlerinin değiştirildiği hadis,

6- Müdrec; senet ve metine hadisle ilgisi olmayan şeylerin ilave yapılarak rivâyet edildiği hadis,

Kimileri, uydurma sözleri (mevzu hadisleri), zayıf hadisin çeşitleri arasında sayarlar. Ancak bunlar, Peygamberimiz (sav) adına uydurulan iftiralar olduğu için hadis demek mümkün değildir.

Bir hadisin zayıf sayılmasının belli başlı iki sebebi vardır.

1-Hadisin senedindeki bir kopukluk,

2-Ya da ravilerin adalet ve zabt sıfatlarındaki zayıflık.

Hadis bilginleri, iman, helâl ve haram gibi konulardaki hadislerde aşırı titizlik gösterirken, zayıf bile olsa faziletler, terğib (özendirme, teşvik etme) ve terhib (korkutma, sakındırma), öğüt verme ile ilgili hadislerin rivâyetlerinde, rivâyet şartlarını hafifletmişlerdir.

 

d-Zayıf Hadislerle Amel Edilir mi?

Zayıf hadislerle amel edip etmeme konusunda üç görüş vardır:

1-Birinci görüşe göre; bu tür hadislerle asla amel olunmaz.

2-İkinci görüşe göre; bu tür hadislerle mutlak anlamda amel olunur.

3-Üçüncü görüşe göre ise; şer’î hükümlerle ilgisi olmamak, öğüt ve faziletler konusunda olmak şartıyla, bunlarla sınırlı olarak amel edilebilir.

Bunun da bir kaç şartı vardır:

a-Zayıflığı aşırı olanlarla amel edilemez. Mevzu, metruk ve münker olanlar böyledir.

b- Hadis, akaid ve şer’î hükümler (helâl, haram, ahkâm gibi) konularında olmamalı, öğüt, faziletler, terğib ve terhib, menkibeler (yaşanan olaylar) konusunda olmalı.

c- Kur’an‘dan ve sahih hadisten çıkarılmış bir hüküm içinde olmalı, yeni bir hüküm getirmemeli.

d- Kendisinden daha kuvvetli bir hadise muhalif olmamalı ve zayıf hadislerin Hz. Peygambere ait olmama ihtimali göz önünde bulundurulmalı.

Zayıf hadislerle amel etme noktasındaki üçüncü görüş daha tutarlı görünmektedir.

Yukarıda sayılan dört şarta uygun olarak onlara baş vurulması, onların göz önünde bulundurulması; müslümanları Peygamberimizin tavsiyelerine ve sünnetine yaklaştıracaktır.

Bilindiği gibi, mütevatir olmayan haberler akaidde delil olmazlar. İslâmî hükümlerin, helâl ve haram ölçülerinin kaynağı da sahih ve hasen hadislerdir.

Zayıf hadisler konusunda, şimdiye kadar yapılmış çalışmalar bir tarafa bırakılarak, bir hükme varmak isabetli değildir. Bugüne kadar gelen nice hadis bilginleri, bu hadisler ve hadis ilminin diğer konularında çok zengin sayılabilecek bir kültürü miras bırakmışlardır. Bütün bunları bir tarafa atıp, ‘şu hadis zayıftır, atılmalıdır’, ‘şu hadis uydurmadır’, ‘falanca hadis akla ve ilme terstir, kabul edilemez’ gibi temelsiz ve ilimsiz sözler söylenmemeli. Çünkü burada söz konusu olan, sıradan bir insanın dedikleri değil. Dinin ikinci kaynağı Sünnettir ve O’nu tebliğ eden Hz. Muhammed (sav)dir.

Ölçüyü iyi tutmak, ilim disiplininden ayrılmamak ve orta yolu izlemek gerek. Araştırmadan, incelemeden, delilleri iyice tesbit etmeden ileri sürülen bütün hükümler insanı hataya götürür. Hadis konusunda önceki çağlarda yaşamış, araştırmacı, iyi niyetli ve yetkin ilim adamlarının görüşlerinden yararlanmak, onların dayanak olarak ele aldıkları delilleri iyice incelemek, ondan sonra karar vermek daha isabetlidir.

Bir hadisin zayıf diye nitelenmesi, rivayet yönünden ve râvilerinin durumlarına göredir. Eğer söz Peygamberimize aitse, o hadistir. Hadis bilginlerinin, bir hadise sahih veya zayıf demesi, Peygamberimizin Sünnetinin değer olarak karşılığı değildir. Yani Peygamberimizin hiç bir sözü ve davranışı, yani Sünneti zayıf veya noksan değildir. Ancak hadis diye rivayet edilen sözün Peygamber’e ait olduğunu tesbit ve bu ait oluşun sağlamlığını veya zayıflığını ortaya koymak; o hadisi itikatta, hükümlerde ve amelde delil olarak kullanabilmek için gereklidir.

 

Hüseyin K. Ece

İslamın Temel Kavramları kitabından. Sayfa: 786-788