Login Form

Istatistikler

Gebruikers
209
Artikelen
1630
Weblinks
9
Artikelen bekeken hits
764375

KUR’AN’IN ANLAŞILMASINDA YAKÎN KAVRAMI

A-YAKÎN KAVRAMI

-      Yakîn nedir?

Aksine ihtimal olmayan, şüphenin zıddı bir mana taşıyan yani kesinlik derecesinde yerleşmiş sağlam ve güvenilir bilgi.

Bir terim ve ıstılah olarak yakîn; vakaya uygun düşmek şartıyla sabit ve kesin inanç manası da ifade eder.

 

“Yakîn, ilmin bir sıfatıdır ki, ma’rifet, dirâyet ve benzerlerinden daha kapsamlıdır. Mesela, ilme’l-yakîn denilir ama marifete’l-yakîn  denilmez. O, hükmün sabitliği ile birlikte anlamanın kesinleşmesidir.” (R. Isfhânî; Müfredât, s: 848)

Yakîn'in çeşitli ilim dallarıyla ilgisi vardır. Meselâ; mantıkta yakîn; sağlıklı bir akıl için hiç bir şüpheye yer bırakmayan kesin bilgiye ifade eder. Bu tür bilgide şüpheye yer olmadığı gibi derece farkı da yoktur. Yani, yakîn'in dereceleri olamayacağı için, tabiat ilimlerinde, metafizikte, matematik veya manevi ilimlerde yakîn derecesindeki bütün bilgiler birbirine eşittir (İsmail Fenni, Lügatçe-i Felsefe, İstanbul 1341, 91).

Kur’an’da türevleri ile birlikte 28 yerde geçmektedir.

b-Yakîn kelimesi Kur’an’da bir kaç anlamda kullanılıyor.

1.Şek ve şüpheden uzak olan; kesin.
”Biraz bekledi, çok geçmeden Hüdhüd gelip, şunları söyledi:"Ben senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sana Sebe'den kesin (yakîn) bir haber getirdim." (27 Neml sûresi/22)

“Ve cehenneme atılma vardır. Kesin gerçek (hakku’l-yakîn) budur işte.” (56 Vakıa/95)

“Hayır! Eğer kesin bilgi ile bilseniz (ayne’l-yakîn), elbette cehennemi görürsünüz. Sonra, yemin olsun ki, cehennemi yakîn gözüyle göreceksiniz.” (102 Tekâsür/5-7) 

“Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Âyetleri O açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz (tûkinûn).” (13 Ra’d/2)

“Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kâfirler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler (li-yesteykine), iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey değildir.” (74 Müdessir/31) 

“Bir de "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demeleridir. Oysa onu ne öldürdüler, ne de astılar. Fakat öldürdükleri kimse, onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, ondan yana tam bir kuşku içindedirler. O hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesinlikle (mâ yakinen) öldürmediler.” (4 Nisa/157)

2. Sağlam, sarsılmayan, şüphe ve tereddüt bulunmayan îtikâd, îmân. 

”Ve onlar ki hem sana indirilene iman ederler, hem senden önce indirilene. Ahirete de bunlar kesinlikle iman ederler (yûkinûn).” (2 Bekara/4, Bir benzeri 31 Lukman/4) 

“Şimdi sen sabret. Çünkü Allah'ın vaadi mutlaka haktır. Sakın imanı sağlam olmayanlar (lâ yûkinûn) seni hafifliğe sevketmesinler.” (30 Rûm/60)

“Onların içinden, sabrettikleri zaman bizim emrimizle doğru yola ileten önderler yetiştirmiştik. Onlar, bizim âyetlerimize kesin bir şekilde inanıyorlardı (yûkinûn).” (32 Secde/24)

“Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar düşünüp hakikati anlamazlar (lâ yûkinûn).” (52 Tûr/36)

“Ey Muhammed! Günahkârların, Rablerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Ey Rabbimiz! Gördük ve dinledik, şimdi bizi geri çevir de salih bir amel işleyelim, çünkü biz artık kesin bir şekilde inanıyoruz (mûkinûn)" derlerken bir görsen!” (32 Secde/12)

“Allah'ın vaadi gerçektir. "O kıyâmetin geleceğinde şüphe yoktur." denildiğinde "Kıyamet nedir bilmiyoruz." Yalnız bir zandan ibârettir sanıyoruz. Fakat bu hususta kesin bir bilgimiz yok (müsteykinîn)" derdiniz. (45 Casiye/32)

3. Ölüm. 

”Sana yakîn gelinceye kadar da Rabbine ibâdet et. (15 Hicr/99)

”Mücrimlere, sizi Cehennem'e sokan nedir? derler. (Onlar da cevap verirler): Biz namaz kılanlardan değildik. Yoksulu doyurmazdık. (Bâtıla) dalanlarla berâber dalardık. Hesâb gününü de yalan sayardık. Nihâyet bize yakîn gelip çattı.” (Müddessir/41-47)

 

c-Kur’an’ın Anlaşılmasında Yakîn Kavramı,

1-Kur’an, yakîn bilgidir,

“Kuşkusuz bu Kur'ân kafirler için bir pişmanlık vesilesidir. Gerçekten o, şüphe götürmez bir bilgidir (hakku’l-yakîn).” (69 Hâkka/50-51)

Aynı ifadeyi Vakıa/95de ahiret azabın hak olduğunu haber verirken görüyoruz.

“Bu (Kur'an) insanların kalb gözünü açan bir nur (besâir), kesin bilgi edinmek isteyen bir toplum (yûkinûn) için de hidâyet ve rahmettir.” (45 Casiye/20)

2-Yakîn imanın önemi,

Kur’an, yakîn imana ulaşma meselesinde Hz. İbrahim’in arayışı örnek olarak veriyor. İbrahimi’in arayışı ve Rabbimizin ona göklerin ve yerin mühteşem varlıklarını göstermesi onun kalbinin tatmin olması içindir. 

“Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu (muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan (mûkinûn) olsun .” (6 En’am/75)

“Sizin yaratılışınızda ve çeşitli canlıları yeryüzüne yaymasında kesin olarak inanan kimseler (yûkinûn) için ibretler vardır.” (45 casiye/4)

“Musa cevap olarak: "Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler (mûkinûn) olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir." (26 Şuara/24)

“Siz eğer kesin olarak inanıyorsanız (mûkinûn), iyi bilin ki Allah göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir.” (44 Duhan/7)Mûkın kimseler için âyetler “Kesin olarak inananlar (mûkinûn) için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz?” (51 Zariyat/20-21)

”Âgâh olunuz ki; insana dünyâda yakîn ve âfiyetten (günahlardan uzak olmaktan) daha hayırlı bir şey verilmemiştir. Öyle ise Allah'tan o ikisini isteyin.” (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs) 

”Her şeyi akıl ile isbât ederek inandırmak kolay değildir. Yakîn elde edebilmek için, isbât yoluna gitmektense, kalbi hastalıktan kurtarmak lâzımdır.” (İmâm-ı Rabbânî)

“İmân ağaç gibi olup; kökü yakîn, dalı takvâ, nûru hayâ, meyvesi cömertliktir.” (Ali (r.anh) 

4-Yakîn bilginin kaynağı,

Batıl, yanlış ve isyana dayalı düşünce, ibadet ve eylem sahipleri için Kur’an, onların kesin bir bilgiden mahrum kaldıklarını, sadece zanna dayandıklarını söylüyor.

Buna göre ‘yakîn’ bilgini kaynağı ilâhîdir/vahiydir.

“Bilgiden nasibi olmayanlar da "Allah bizimle konuşsa ya, yahut bize de bir mucize gelse ya!" dediler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişlerdi. Onların kalbleri birbirlerine benzedi. Gerçekten de yakîne ermek (hakikati bilmek) isteyen bir kavim için biz mucizeleri çok açık seçik gösterdik.” (2 Bekara/118)

“Yoksa cahiliyye hükmünü mü arıyorlar? kesinlikle bilen (yûkinûn) bir toplum için Allah'tan daha güzel hüküm veren kim olabilir?” (5 Maide/50)

5-Yakîn'in üç kısmından söz edilir.

a- İlme'l-yakîn: Bu, bilgi durumundaki kesinliktir, düşünmeyle elde edilir. Mesela; suyun denizdeki varlığına dair bilgimiz böyledir.

b- Ayne'l-yakîn: Görmeden veya gözlemden meydana gelen kesin bilgi (yakîn). Meselâ; deniz kenarında duran bir kişinin su hakkındaki bilgisi.

c- Hakka'l-yakîn: Bilme ve görmenin her ikisini de içine alan bilgi (yakîn)dir. Denize girip yıkanan kimsenin bilgisi böyle bir bilgidir (Cemil Saliba, el-Mu'cemû'l-Felsefıyye, Beyrut 1982, II, 588).

Görüldüğü gibi yukardaki sıralamada bilgi derecesinde kesinlik, görme derecesinde kesinlik ve insanın bizzat iç kavrama yoluyla elde ettiği bilgiler tarzındaki kesinlik olmak üzere kesin bilginin çeşitleri gösterilmek istenmiştir.

‘Tatmayan bilmez’ kişinin en gerçek bilgiye ulaşma arzusunu ifade eder.  

Şüphenin zıddı olan yakîn (kesin bilgi) de subjektif ve objektif olmak üzere de iki çeşit ortaya konmuştur.

Subjektif yakîn; bu tür kesin bilgiye sahip olan kimse, onu bir başkasına aktaramaz. Meselâ; bir kimsenin kendinde hissettiği bir duygu böyledir.

 Objektif yakîn ise; bir takım sebep ve öncüllere dayanır ki; bu tür yakînî bilgi kendisini başkalarına da zorunlu olarak kabul ettirir. Çeşitli ilimlere ve mantığa dair kesin bilgiler (yakînler) böyledir.

Yakînî (kesin bilgi) konusunda Gazzalî şöyle der: "Yakînî bilgi, bilinen şeyin kendisinde hiç bir şüphe bırakmayacak tarzda ortaya çıkan bilgidir. Bu tür bilgide yanılmaya ve vehime asla yer yoktur. Yakînî olmayan bilgilerin hiç birine tam güvenilmez ve bunlar yakîn ifade etmezler" (Gazzalî, el-Munkız'u Mine'd-dalâl, Beyrut 1967, 64).nak. Necip Taylan)

Hüseyin K. Ece

14 Ocak 2005

Zaandam