Login Form

Istatistikler

Gebruikers
101
Artikelen
1569
Weblinks
9
Artikelen bekeken hits
564653

İNSAN KENDİ KENDİNE ZULMEDER Mİ 1

Ya da insan kendi nefsine karşı zalim olabilir mi?

Zulüm deyince kimilerinin aklına, birisinin başkasına yaptığı haksızlık veya işkence gelir. İnsanın kendi kendisine zulüm yapması farklı bir şey. Bu yüzden insan sorabilir: Kişi kendine kendine zulmedebilir mi?

 

Cevabını Kur’an veriyor. Evet. İnsan kendine zulmeder. Hem da akıl almaz bir şekilde...

Önce Kur’an’a göre zulmün ne olduğunu açıklayalım.

 

  • Zulüm nedir?

‘Zulüm’kelimesinin aslı, bir şeyi ait olduğu yere koymama, ya da eşyayı (şeyleri) ait olduğu yerin dışında bir yere koymaktır. Zulüm aynı zamanda cevr (haksızlık) ve haddi aşmak, maksattan sapmak manasına da gelir. (İbni Manzur, Lisanu’l-Arab, 9/191)

Aynı kökten gelen ‘zulmet’, nûr’un (ışığın) olmama durumudur, yani karanlıktır. (M. F. en-Naal, M. Elfazı’l-Kur’an, s: 503) Bununla Türkçe’de bidiğimiz zulüm arasında bir ilişki var. 

‘Zulmet/zulüm’ yapısı gereği ‘karanlıkları’ ifade eder. Bu karanlıklar, inkâr, şirk, isyan gibi şeyler olduğu gibi; haksızlık, işkence ve tecavüz de olabilir. Bunların her biri hakkın yerine konulmamasıdır. Allah (cc), kendisini ‘veli-dost’ seçen mü’minleri işte bu zulumâttan (karanlıklardan) nûr’a (gerçek aydınlığa) çıkarır. İnkarcıların dostu (velisi) olan tağut ise onları nûr’dan, zulumâta alıp götürür. (Bakara 2/257. Maide 5/16. İbrahim 14/5, 12. )

Zulüm, hakkı yerli yerine koymamak, insafın olmaması  (M. F. en-Naal, M. Elfazı’l-Kur’an, s: 503),  yer ve zaman, nitelik ve nicelik olarak yanlışlık yapmak ve sapkınlığa düşmek, az veya çok tecavüzde bulunmaktır. Bu anlamda zulmün karşıtı adalettir. Adalet ise, her şeyi yerli yerine koymak, her şeyi yerli yerinde yapmak demektir.

Zulüm, varlık düzeninde bozulmaya yol açan faaliyettir. Bu bozulmayı da insan yapmaktadır.

 

  • Kur’an’da zulüm

Zulüm türevleri ile birlikte Kur’an’da çok sık kullanılan bir kavramdır.

Kur’an zulmü on anlamda kullanılıyor.

Birincisi: Şirk manasında. (En’am 6/72. Taha 20/111)

İkincisi: Masiyet manasında (Lukman 31/13) Yani büyük günah.

Üçüncüsü: Azab manasında (Bekara 2/231)

Dördüncüsü: Günah, ism manasında (Enbiya 21/87) Yani gühan işleyenleden oldum.

Beşincisi: Aldanma ve yanılgı manasında  Kehf 18/35)

Altıncısı: Cevr ve zulüm manasında Nahl 16/118.

Yedincisi: İntikam manasında Kehf 18/33)

Sekizincisi: Küfür ve cühud ( A’raf 7/9)

Dokuzuncusu Hıyanet manasında Yusuf 12/23)

Onuncusu: Hırsızlık, hırsız manasında. Yusuf 12/75)

 

  • Kavram olarak zulüm
  • Zulüm, nûr’un (ışığın) karşıtı olarak karanlıktır

“Hamd, gökleri ve yerleri yaratan, zulumâtı (karanlıkları) ve nûr’u (ışığı) var kılan Allah’a aittir.” (En’am 6/1).

“ … Sizi annelerinizin karnında, üç zulumât (karanlıklar) içinde bir yaratılıştan sonra (bir başka) yaratılışa (dönüştürüp) yaratmaktadır…” (Zümer 39/6. ayrıca bak. En’am 6/59, 63. Nûr 24/40. v.d.)

Zulumât ile nûr arasındaki fark çok açıktır ve nettir. Allah’tan gelen Hakk ile, insanların ona karşılık uydurdukları hayaller bir olmaz.

“Körle gören, yahut karanlıklar (zulumât) ile aydınlık (nur) bir olur mu?”. (Ra’d 13/16. Fatır 35/20)

 

  • Küfür, şirk, isyan ve fısk bir açıdan zulümdür

Bu, insanların Allah’a şirk koşmaları veya küfretmeleridir (inkârcı olmalarıdır). Nitekim Kur’an’ın bir çok âyetinde zulüm, kâfirlerin bir özelliği olarak geçmektedir. Kur’an bir çok yerde kâfirlere ve müşriklere zalimler demektedir.

“İman edip te imanlarına zulüm karıştırmayanlar (var ya), işte güvenlik

onlar içindir ve onlar hidayete ermişlerdir.” (6/En’am, 82).

 Allah’ın âyetlerini yalanlayanlar zulumât içerisinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. (En’am 6/39. Bakara 2/19).

 “Elif. Lâm. Râ. Bu bir kitaptır ki, Rabbinin izniyle insanları zulumât’tan (karanlıklardan) Nûr’a (İslâmın aydınlığına), O güçlü ve hamde layık olanın yoluna çıkarman için sana indirdik.” (İbrahim 14/1-2)

“Hani Lokman oğluna öğüt vererek demişti ki; ‘Ey oğlum, Allah’a şirk koşma. Hiç şüphesiz ki şirk, gerçekten büyük bir zulüm’dür.” (Lokman 3/13)  

Allah’ı inkâr ederek ilâhlık davasına kalkışanların bu tavrı da bir zulümdür. Çünkü onlar böylelikle Allah’ın ilâhlık hakkına tecavüz etmektedirler. (Enbiya 21/29)

Bunun tipik örneği Firavun’un yaptıklarıdır. (A’raf 7/103).

Kendi hevalarına uyup da Allah’ın vahyine itaat etmeyenler de zulüm içerisindediler (Rum 30/29). Allah’ı bırakıp başka putlara (ilâhlara) ibadet edenler de zulmetmiş olurlar. (Saffât 37/22) Allah’a iftira etmek, O’nun adına din uydurmak da zulümdür. (Âli imran 3/94).

Örneklerde görüldüğü gibi zulüm; küfrün ve şirkin diğer adıdır. İnkârcıların ve müşriklerin yaptıkları yanlışlık, ‘zulüm’, kendileri de ‘zalim’ diye niteleniyor. Onların yaptığı karanlığa davetiyedir. Onlar bir taraftan Allah’ın zulmet (karanlık) dediği çıkmazları tercih ederken, bir taraftan da Rablik ve ilâhlık hakkını başka varlıklara vermektedirler.

Allah’a ve peygamberine itaatsizlik, zulmün görüntüsü ve isbatıdır. Süphesiz ki ölçüyü (hükmü ve ilkeleri) Allah ve Rasûlunden almayanlar, onların hükümleriyle hükmetmeyenler zulme mutlaka bulaşırlar. (Nisa 4/13-14)  Allah’ın koyduğu sınırlara (hudûdullah’a) da ancak zalimler tecavüz ederler. (Talak 65/1)

Allah (cc)’ın yolunu tıkamak isteyenler ile, mabedleri tahrib eden veya oralarda Allah’a ibadet edilmesini engellemek de zulümdür. (Bakara 2/114)

Kur’an, Musa (as) Tûr dağında iken ‘buzağıyı’ ilâh edinip tapınanların tutymlarına da zulüm demektedir. (Bakara 2/92-93. A’raf 7/148)

 

  • İnsanlara karşı yapılan haksızlıklar ve baskılar zulümdür

İnsanların diğer insanlara, içinde yaşadıkları topluma ve tabiata, diğer canlılara karşı işledikleri suçlar, haksızlıklar ve tecavüzlerdir. Bu bir anlamda kişi ve kamu haklarının ihlâlidir. Bu ihlâli ister kişi yapsın, ister bir topluluk, isterse siyasî otoriteler yapsın; hepsi zulümdür.

Haksız yere adam öldürmek (Maide 5/27-29),

Allah’ın koyduğu sınırları aşmak, böylece insanların hakkına tecavüz etmek (Talak 65/1),

başkasının malını almak (Sad 38/24),

ilâhlık taslamak veya halkına baskı ve işkence etmek, (Ar’af 7/103),

başkasının hakkını faiz yoluyla elinden almak (Bakara 2/279),

mü’minlere baskı ve şiddet uygulamak, onları yaşadıkları yerden sürüp çıkarmak (Hacc 22/39),

müstez’af kimselerin hakkını yeyip onlara baskı uygulamak (Nisa 4/75)

Peygamberleri dinlememek (Hud 11/37) bu gibi zulüm örnekleridir.

Kim olursa olsun toplumun ve kamunun haklarına tecavüz etmek, hakların kullanımını rüşvet, torpil, baskı, şiddet ve terörle engellemek, üzerine alınan yönetim emanetini hakkıyla yerine getirmeyip adaletsizlik yapmak, Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmemek zulümdür. (Maide 5/45)

Bu da eşyayı ait olduğu yere koymamak, ona haksızlık etmektir. Zulmün kişiden kitleye, kitleden kişiye doğru gerçekleşmesi arasında fark yoktur. 

 (Devamı var)

 Hüseyin K. Ece