Login Form

Istatistikler

Gebruikers
209
Artikelen
1651
Weblinks
9
Artikelen bekeken hits
878656

DİN EĞİTİMİNDE YÖNTEMLER, STRATEJİLER ve ETKİLİ KULLANIMI

Hollanda camilerinde dini eğitiminde uygulabilecek yöntemler hakkında bir seminer

Hüseyin K. Ece

7 Mayıs 2017

HDV Eyüp Sultan Camii

Groningen

 

Genelde eğitim, özelde çocuk eğitimi, daha özelde okul öğretimi ve eğitimi çok geniş bir konu. Biz bu seminerde haftasonu veya cami dersleri diyebileceğimiz dinî öğretim ve eğitimde kullanılabilecek bazı yöntemlerden, stratejilerden, pratiklerden bahsedeceğiz. Konuyu üç açıdan anlatmak istiyorum.

a-Veliler açısından,

b-Kurum açısından,

c-Hoca açısından.

 

A-VELİLER AÇISINDAN

a-Velilerin görevi

1-Çocuğu velisi anne babadır. İstisnalar hariç. Onlar çocukların biyolojik ihtiyaçlarını karşıladıkları gibi eğitimlerinden de sorumludur. Hele bu veli müslüman ise çocuğuna islâmî terbiye kazandırmak onun için bir kulluk görevidir.

Müslüman ebeveyn bilir ki çocuklar emanettir. Emanetin sahibine aynen geri verilmesi gerekir.

 

2-Evde verilen eğitim kalıcıdır ve esastır. Eğitim kurumları ve çevre evdekini tamamlar. Çocuk evde sağlam bir eğitim alırsa, sokaktaki veya eğitim kurumlarındaki olumsuz etki en aza iner.

 

3-Hayırlı evlat yetiştirmenin çeşitli kuralları ve imkanları var. Konumuz bu değil. Ancak camilerdeki  eğitimin başarılı ve verimli olabilmesi için velilerle birlikte çalışmak gerekir.

 

4-Bu noktada “çocukların eğitimi anne babanın eğitiminden başlar” demek yanlış değildir. Zaten çocuklar öndekilerin izini takip eder.

Biz camiler veya hafta sonu dini ders veren kurumlar ne kadar iyi proğram yapsak da, kaliteli hocalarla verimli dersler verse de, evdeki eğitim ideal değilse çocuk eğitilmiş olmaz. Belki Kur’an’ı okumayı öğrenir, bir kaç sûre ezberler, biraz dinî bilgi öğrenir. Halbuki hafta sonu derslerinden amaç sadece bu olmamalı.

 

5-Bu konu da uzun bir konu biliyorum. Şu anda bütün velileri kursa alma, eğitme imkanımız yok. Ancak bu gerçeği unutmamak, velilere  bir şekilde hatırlatmak, onların da iyi bir eğitimci olmalarını tavsiye etmeye devam etmek gerekir.

 

b-Veliler ve haftasonu eğitimi

1-Veliler, ya da veli olmaya aday gençler camilerin bünyesinde dinini, dilini, kültürünü, tarihini öğretecek, onların hayırlı evlat, sâlih kul olarak yetişmesine yardımcı olacak bu gibi kurumları desteklemeli, yardımcı olmalılar.

 

2-Veliler çocuklarının eğitimini ciddiye almalı. En yakınındaki hafta sonu dini eğitimi fırsat bilmeli. Verilen eğitimi yakından tanımalı, çocuğu/çocukları kendileri getirip kaydetmeli.

-Ücret vermeye hazır olmalı.

-Çocuğun buradaki eğitimini ve devamını takip etmeli. Nasıl gidiyor, neler öğreniyor, kendisinin  yardımcı olabileceği bir şey varsa yardımcı olmalı.

-Hocalarla sık sık görüşmeli.

-Veli toplantılarına katılmalı.

-Hepsinden önemlisi kendileri çocuklarına örnek olmalı.

 

B-KURUM ACISINDAN

a-Vakfın yapması gerekenler ;

1-Kurumun eğitim prensipleri ve amaçları olmalı. Yani bir eğitim yönetmeliği olmalı. Bu yönetmelikte müeyyideler, şartlar ve mükâfat prensipleri yer almalı.

 

2-Kurumun egitimci profili olmalı. Dersler, gerçekten bu işin ehli, bu işi seven kişilerce verilmeli. -Eğitimcilere doyurucu saat ücreti verilmeli. Eğitim paralı olursa böyle hocalar bulmak mümkün olabilir.

 

3-Zaman zaman hocalara yönelik hizmetiçi eğitim olmalı. Bu senede en az iki defa daha dar kapsamlı ve bölgesel olabilir. Hizmetiçi eğitim ders saatinden sayılabilir.

 

4-Eğitimciler arasında koordine olmalı. Mesela bir facebook, veya whatsapp grubu kurulabilir. Gelişmeler, tecrübeler, yeni fikirler paylaşılabilir.

 

5-Vakıf tarafından yıllık eğitim takvimi yapılmalı, din dersi ve Kur’an öğretimi müfredatı hazırlanmalı.

 

6-Eğitim stratejisi ve hedefi olmalı. Camiler bünyesinde bu eğitimi niçin veriyoruz, hedefimiz ne ? Ki organize ve proğramlar buna göre yapılsın.

 

7-Başarıyı takip edecek kıstaslar belirlenmeli. Mesela 8 yaşında 2. Sınıfta hangi konuları işleyeceğiz, 1.dönemde nereye kadar, 2.dönemde nereye kadar belli olmalı. Sonra eğitim kurumu ve hocalar birlikte başarıyı bu kıstaslar ışında değerlendirilmeli.

 

b-Camiler veya birimlerde yapılması gerekenler

Burada, Hollanda’da çocuklarımızın eğitimine ve kimliklerini korumalarına yardımcı olan yerlerden biri de camilerdir. Diğeri dar ve geniş ailedir.

 

1-Cami bünyesinde eğitim birimi olmalı. Zira camiler sadece namaz kılınan mekanlar değil, insanımızı ve daha çok gelecek neslimizi yetiştiren, kimlik kazandıran mekteblerdir. Bu birim başkan ve yardımcılarından oluşmalı.

 

2-Eğitim sınıf sistemiyle verilmeli. Bundan kasıt hem yaş ve seviyeye göre ayrı sınıflar, hem de kademeli ; 1.sınıf, 2.sınıf diye. İsterse beş on çocuk olsun. Ortak ve verimli ders için böyle yapmak şarttır.

 

3-Bunun için yeterince ve uygun sınıflar hazırlanmalı. Sınıflar çocukların yaşına göre, onların hoşuna gideceği şekilde döşenmiş, süslenmiş, tertemiz, havadar olmalı. Sınıflar çocuklar tarafından da süslenebilir.

-Çocuk sınıfa ilk defa girdiği zaman « vouvvv, burası ne kadar güzel, ne kadar değişik » demeli.

-Sınıfta tahta, kalem, silgi, kağıt, özellikle küçük sınıflar için ; makas, yapıştırıcı, el işi malzemeleri, renkli kağıtlar ve benzeri malzemeler, bunların saklandığı dolaplar olmalı.

Yani burası çocuğun okuldaki sınıfından daha berbat olmamalı.

 

4-Öğrenciler kayıtla alınmalı. Az veya çok mutlaka kayıt parası, hem de peşin alınmalı. Bu veliye sorumluluk yükler, hem ciddi eğitme katkı sağlar, hem de hocaların ücretini ödemeye yardımcı olur.

Mesela yazdan sonraki eğitim için Haziran’ın sonuna kadar kayıtlar yapılır. Böylece kurum önünü rahat görebilir. Sınıfları oluşturmak daha kolay olur. Kayıt şartları ve eğitim kuralları velilere yazılı veya sözlü açıklanır.

 

5-Kurum eğitim çalışmalarını mümkünse bir büroda yürütmeli. Eğitim dosyaları geliştirir. Kayıt, takip, izin, not, problem ile ilgili sayfalar yapılabilir.

Kurum, hoca ile birlikte yoklamaları takip etmeli. Geç gelen, gelemeyen, problem olan çocuklarla ilgili hemen veli ile iletişim kurulmalı. Çocuk izinsiz gelmedi ise sebebi sorulmalı.

Kurum devamsızlığa müeyyide uygulamalı. Mesela veliye ; « Çocuğunuz bir dönemde altı defa izinsiz gelmezse kaydı silinir » denilebilir. Devamda istikrar sağlanmalı.

Kaydı silinen çocuğun kayıt parası geri ödenmemeli. Bir mazeretten dolayı çocuğu almak isteyen velinin kayıt parasından kalan geri ödenebilir.

 

6-Yılda en az iki kere, üç kere veli toplantısı düzenlemeli. Bunun ilki toplu, diğerleri 10 dakika süre ile birebir olabilir.

 

7-Çocuklara vakfın hazırladığı karne, başarı belgesi, hediyeler verilmeli, piknik, gezi, sport faaliyetleri, ya da camiler arası ziyaretler organize edilmeli.

 

8-Ders süresince çocuklardan kurum, hocalar sorumlu olmalı. Cemaatten hiç kimse, çocuklar yaramazlık yapsalar bile karışmamalı. Bu durum cemaate açık açık söylenmeli. Zira yanlış bir tavır veya söz çocuğun dini eğitimden soğumasına sebep olabiliyor.

 

C-HOCA (ÖĞRETMEN) AÇISINDAN

a-Hoca profili

Hafta sonu muallimi yüksek dini tahsil yapan ve pedogoji dersi alan, tecrübeli kişi olmalı.

1-Temiz ve düzgün kıyafeti olmalı,

2-Mesleğini ve çocukları sevmeli, sabırlı ve adil olmalı,

3-Güzel ahlâklı, vakur ve tevazu sahibi olmalı.

4-Yapıcı, affedici, cömert ve pratik olmalı.

5-Kolaylaştırıcı, müjdeleyici, onure edici ve teşvik edici olmalı,

6-Kibirli, öfkeli ve ceza verici olmamalı.

7-Alay edici, küçümseyici, moral bozucu olmamalı.

8-Tutarsız, hafifmeşreb, ihmalci olmamalı

9-Dağınık ve düzensiz olmamalı.

10-Aşırı heyecanlı ve aceleci olmamalı, kahkaha ile gülmemeli.

11-Çocukların aleyhine başka çocuklara ve velilere asla bir şey dememeli.

 

b-Dersten önce hoca

1-Çocuk psikolojisini bilmeli, öğrencileri iyi tanımalı.

-Eğitim ve öğretimde en önemli imkanlardan biri evde veya okulda çocuğu veya çocukluğu iyi tanımaktır, onları anlamaya çalışmaktır.

Hafta sonu derslerinde hocaefendiler hocahanımlar şu açılardan öğrencilerini tanımalıdırlar :

a-Aile açısından ; Tahsil durumundan maddi duruma, çocuğa ilgiden maddi duruma, evdeki kişilerden ailenin çevresine kadar…

b-Kabiliyet, istek ve arzu açısından; zekâsının algısından bu derslere ilgisine kadar.

c-Çocuğun problemleri açısından; Cami derslerine adapte olamıyorsa, bir sıkıntısı varsa, aşırı huysuz ve kavgacı ise sebebi ne olabilir ?

d-Konuları veya anlatılanları anlayıp anlamama açısından,

e-Beslenme, açlık, uykusuzluk, harçlık, isteğinin karşılanması açısından.

f-Çocuğun zamanı, yetişme şartları, çevresi, gittiği okul, aldığı eğitim açısından.

 

2-Hoca derse iyi hazırlanmalı.

a-Mümkün olduğu kadar yıllık planı takip etmeli

b-Konuya hazırlık yapmalı. Her ne kadar o günkü konuyu bilse de dersten önce ne yapacağını, neler anlatacağını gözden geçirmeli.

c-Daha da önemlisi ders için malzeme hazırlamalı. Özellikle küçük gruplarda bu gereklidir. İmtihanları dersleri daha iyi öğrenmelerini hedefleyerek hazırlamalı. 

 

3-Eğitimci kurumun prensiplerine uymalı.

 

4-Çocuklarla sağlıklı bir iletişim kurmalı.

a-Adıyla ve iltifat edici tarzda hitap ederek.

b-Onure ederek, başarısına aferin diyerek veya mükâfat vererek, başarısızlığını yüzüne vurmayarak,

c-Ders dışında, karşılaştığı zaman selâm vererek, hal hatır sorarak, hoşlandığı şeylerden bahsederek,

d-Veliyle görüşerek ve çocuğun artılarını daha çok dile getirerek

e-Başarısızlık ve sorun olduğu zaman ceza vermeyi düşünmeden veli ile birlikte bir çözüm bularak.

 

Hafta sonu eğitiminde şu konuların altı çizilmeli :

1-Öğretmenlik sabır ve fedakârlık isteyen işidir. Bunlar bir kimsede yoksa o hocalık yapmamalıdır.

 

2-«El âlemin çocuğu ile ben mi uğraşacağım» diyen de bu işi yapmasın.

«Bunlar ne biçim çocuk, bunlar terbiyesiz, yaramaz, bunlardan adam olmaz» diyen envai çeşit bitki yetiştirmeye müsait bahçe için «burada hiç bir şey yetişmez» diyen umutsuz kimsye benzer. Halbuki her tarlada, bahçede oraya uygun bitki yetişir.

Eğitimcilere düşen bu gibi yargılardan kaçınıp çocukların anlayacağı dili   keşfedip oradan yaklaşmaktır. Zira her çocuk aynı zamanda keşfedilmeyi bekleyen hazine, ürün vermeye hazır bahçe, şekil verilmeye hazır hamurdur.

 

3-Zaman, mekan, şartlar ve araçlar değişse de değişmeyen bir gerçek: İnsanın beynine giden yol kalbinden geçer, kişi kalbinden yönetilir. Bu bakımdan eğitimci kalbine giremediği öğrencinin beynine giremez.

 

4-Hatırlamak gerekir ki çocuklar genelde dersleri sevmezler. Çünkü derste bulunmak, ders çalışmak çalışmak onlar için oyun kadar zevk verici değildir. Bir de bu dersler hafta sonu tatilinde olursa…

Saatlerce elif-ba, Kur’an okumak, okuyanı takip etmek, dinî ders dinlemek bazıları için daha da sıkıcıdır.

-Bu noktada iş ebeveyne ve hocalara düşüyor. Hatta onlar için uygun ortam hazırlaması gereken yöneticilere ve cemaate düşüyor.

 

5-«Çocuklar dersi, Kur’an dersini veya hafta sonu derslerini sevmiyor » iddiası isabetli değildir. Bu anne babanın ve hocaların tutumuna bağlıdır. Sevilen hocanın anlattığı dersin sevildiğini unutmayalım.

Hocaların eğitimde önceliklerinden biri de kendilerini sevdirmek olmalıdır. Nefret edilen kimselerin sözü dinlenmez. Çocuklar da sevmez.

 

6-Öğretmen öğrencisini sevmeli ve aynı zamanda ona saygı duymalı. Zira her insan bir şahsiyettir ve saygıyı hak eder. Öğrenci dışlandığı ve küçümsendiğini hissettiği zaman iletişim kaybedilir. Birisine Lukman gibi « Oğulcuğum, kızım, yavrum, yapar mısın, verir misin » demenin ne kadar gönül alıcı olduğu açıktır.

Peygamber (sav) de şöyle buyuruyor: “Sizden biriniz (kölelerinize, hizmetçilerinize) ‘kulum/kölem demesin, fakat delikanlım/gencim (fetâ) desin. Zira hepiniz Allah’ın kullarısınız. Bir köle de (sahibine) Rabbim demesin, ama efendim desin.” (Müslim, Elfâz/1 no: 5875)

Unutmamak gerekir, öğretmenler çoğu zaman çocuklar için bir idoldür.

 

7-Çocukların bazı yaramazlıklarına bakıp « bunlardan adam olmaz » diyen hoca zaten baştan başarısızdır. Çocuk dediğin yaramazlık yapar. Aslında onlar yaramazlık olsun bir şey yapmazlar, oynarlar, biz büyükler onların oyunlarına yaramazlık deriz.

Çocuklardan büyüklerin olgunluğu, sabrı, sakinliği beklenmez. Öğrencileri derste heykel gibi isteyen eğitimci hedefe ulaşamadığı gibi, yaptığı iş de eğitim değildir.

Böyle bir noktada hoca kendi çocukluğunu, gençliğini, yaptıklarını hatırlayabilir.

 

8-Çocuklar hocalarına karşı saygısız değillerdir. Önemli olan hocaların çocukların saygısını kazanmalarıdır.

 

9-Hocalar kitap okumalı, çocuklara bunu hissettirmeli. Hoca okumasa bile sınıfa kitapla girmeli, masasının üzerine kitap koymalı. Yanında, çantasında, evinde kitabı olmalı. Ne okursa okusun ama mutlaka kitap okumalı.

N.Topçu demiş ki öğretmen sınıfa girdiği zaman son okuduğu kitabı kalbinin üstünde taşır ve kapağı çocuklara dönük olur. Çocuklar düşünür ki « beni eğitmeye gelen hocam hâlâ kendini eğitiyor. »

Kitap okumayan kimsenin eğitimciliği eksiktir. Uzmanlar kitap okumayanın beyni yerinde sayar diyorlar. Zira beyin değirmene benzer. İçine bir şey atılmazsa kendi kendini yer. Öğrenme durunca beyin de duruyor. Üstelik okumayanlar kendilerini yenilemedikleri için kendi zamanlarında kalırlar. Halbuki çocukları onların zamanlarına ve şartlarına göre yetiştirmek gerekir. 

 

10-Çocuklara hafta sonu derslerinde, yani bir kısa süre içerisinde kendini eğitmeyi, sorumluluk sahibi olmayı, kişilik ve kimlik sahibi olmayı öğretmek büyük başarı olur. Fakat asıl başarı bu eğitim sürecinde bir çocuğa ömür boyu öğrenci kalmayı öğretmektir.

 

c-Ders esnasında

1-Ders saati önceden belli olmalı. Hoca derse çocuklardan önce, ama mutlaka zamanında girmeli, zamanında çıkmalı.

 

2-Derse iyi bir baslangıç yapmalı.

a-Bunun için selâm vermeli, hal hatır sormalı.

b-Yoklama yapmalı ve derse zamanında gelenlere iltifat etmeli.

c-Derse hep birlikte besmele, sehâdet veya tevhid kelimeleri ve Fatiha ile başlamalı.

d-Elif-ba ve Kur’an dersi de mutlaka sınıfın hepsiyle, grup olarak, ya da mümkün olduğu kadar az grupla yapılmalı. Bunun; devam, çocukların zekâ seviyesi, derse katılma açısından zor olduğunu biliyoruz. Ancak bu en verimli metodtur.

 

3-Çocuk dilini yakalayabilmeli.

a-Hoca yaş grubuna göre ve çocuğun anlayabileceği bir dil ile hitap etmeli. Takip edilen veya tavsiye edilen ders, okuma materyali çocuğun seviyesine uygun olmalı.

b-Çocuğun dikkatini çeken, can kulağı ile dinlemesini sağlayan bir üslup olmalı.

c-Yerine göre eğitimde ve hitabette önemli olan yüz dili, vücut dili, göz dili iyi kullanılmalı. Sınıfta uygun yerlerde durmalı. Ama asla masaya oturup da sen şunu yap, sen bunu yap deyip çocukları kendi başına bırakmamalı.   

d-Bazı açıklamalar içinde yaşanılan ülkenin diliyle yapılabilir. Taki çocukla iletişim sağlansın diye. Ama Kurumda ve müfredatta eğitim dili ve iletişim dili Türkçe olmalı. Bunda ısrar etmeliyiz. Yedi yaşında Türkçe anlamakta ve okumakta zorlanan bir çocuk –eğer bu derslere katılırsa- bir kaç yıl içinde Türkçe yazacak ve okuyacak seviyeye gelecektir. 

 

4-Çocukla/öğrenci ile iyi bir iletişim kurmalı.

a-Eğitimde başarıyı getiren en önemli faktörlerden biri iletişimdir. Bu sebeple hocalar çocuklarla sınıf içinde ve dışında sağlıklı iletişim kurmalılar.

b-Talebeler, onların  kulaklarına değil gözlerine hitap ederek eğitilir. Ders vermek bir anlamda iyi rol yapmaktır. Sınıfta ilgiyi ve dikkati sağlamak için hoca, tiyatrocular gibi olması gerekir. Bunun için aşağıdaki noktalara dikkat edilmeli.

Göz ile iletişim : Öğretmen sınıfın tamamının gözüne bakarak bir şey anlatmalı. Tek nesneye veya yere bakarak sınıfa hakimiyet sağlanmaz.

Hareketle iletişim: Hoca sınıftaki hareketlerini dengede tutmalı. Ne çok hareketli, ne de durgun. Bunların her ikisi de iletişimin önüne geçer. Yani vücut dilini iyi kullanmalı.

Huzur ortamı : Çocuk sınıfta kendini rahat hissetmeli. Öğretmen bunu hem çocuğa karşı tavrıyla, hem de ders anlatma tekniği ile başarmalı. Ders bitse de kurtulsak diye düşünen öğrenci ile iletişim kopukluğu başlar.

http://www.hurriyet.com.tr/etkili-ders-anlatmanin-8-inceligi-27671391

Ders sonrası iletişim : Teneffüslerde veya ders bitiminde öğrencilerle sıcak bir diyaloğ, selam vermek, hal hatır sormak, iltifat, çocuğunu konusuna ilgi göstermek, hafif ve seviyeli şakalar yapmak, eve gönderirken selam ile göndermek bu iletişim bazı görüntüleridir.

 

5-Derste çocukla yüzyüze

a-Hoca çocuğun ders esnasındaki durumunu gözönüne dikkate almalı. İlgisi nasıl, başka şeylerle mi meşgul, sıkılıyor mu, dersi ciddiye alıyor mu gibi.

 

b-Hoca sınıfa ders boyunca hakim olmalı, herkesi kontrol altında tutmalı. Bunu da ;

-güzel, tatlı ve etkileyici bir dil/üslup kullanarak,

-sınıftaki duruşunu iyi ayarlayarak,

-konuları kolaylaştırarak sıkmadan anlatarak, 

-ses tonunu iyi ayarlayarak. Bu da dengeli olmalı. Ses tonunu bazen yükseltmeli, bazen alçaltmalı. Yerine göre, konuya göre, sınıfın durumuna göre. Ancak hoca bağırmamalı, öfkelenmemeli.

-ders esnasında boşluk bırakmayarak, öğrencileri sürekli tatlı şeylerle meşgul ederek,

 

c-Hoca dersinde konsatreyi hesaba katması gerekir. Altı, yedi, sekiz yaşındaki bir çocuğun konsatre olması ortalama 3 ile 6 dakika arasındadır. İleriki yaşlarda bu biraz artar ama 15-18 yaşlarında bile 20, 25 dakikayı geçmez. Onlar ancak bu kadar süre kesintisiz ders dinleyebilirler. O da ancak başarılı öğretmenin çabası ile mümkün olabilir.

Dolaysıyla hoca özellikle dini derslerde bu saatten sonra, öğrencileri derse katmak için farklı şeyler keşfetmeli. Ya da aynı konuyu farklı yöntemlerle, farklı senaryolarla vermeye çalışmalı. 

 

d-Öğretmen dersi durmadan çocuklara « susun » diyerek geçirmemeli. Bu hem zaman, hem de güç (otorite) kaybıdır. Çocukları öylesine derse katmalı ki kimse o arada konuşmaya fırsat bulamasın, öğretmen de sık sık « susun » demek zorunda kalmamalı.   

 

e-Hoca derste haşin ve sert değil, disiplinli ve sınıfa hakimdir. Yerine göre mülayim, yerine göre ciddidir. Çocukların dersi bozmasına yol açacak gevşeklik göstermez. Kızarak, bağırarak derse hakim olmaya kalkmaz.

Asıl amaç hafta sonu derslerini, derste anlatılanları, camiyi, Allah’ı, peygamberi, İslâma ait olan şeyleri sevdirmek. Öyle ise yukarıda geçtiği gibi, çocukların beyninden önce yüreklerine hitap etmeli. 

 

f-Hoca ders esnasında güleryüzlü olur ama ciddiyeti elden bırakmaz. Yerinde ve uygun şakalar yapabilir, kısa ama mesaj yüklü kıssalar anlatabilir. Uzun derslerde buna ihtiyaç olabilir.

Dersi bozan öğrencilere ceza vermeyi bırakın, uyarmaya bile mümkünse yer vermemeli. Uyarı veya düzeltme yapılacaksa isim zikretmeden genel yapılmalı. Böyle bir durumda öğrenciyi derse katmanın başka yollarını devreye sokmalı.

-Çocuklar bir şey sordukları zaman onları ciddiye almalı ve can kulağı ile dinlemeli.

 

g-Bir olay olduğunda hemen ve tek taraflı karar vermemeli. Çocuklar hakkında peşin yargılardan  «zaten siz böylesiniz» şeklindeki suçlamalardan kaçınmalı.

 

h-Sorun olduğu zaman asla çocukla çekişmeye girmemeli. Öğrenci ile çekişme peşin mağlubiyettir ve onunla iletişimi koparır.

i-Teknolojiyi, görsel malzemeleri ne kadar kullanabilirsek bugünün çocuğuna o kadar yaklaşabiliriz. Digital ortama dokunan ve ona alışan bir çocuğa tahtaya geçerek on dakika bile ders anlatmak zordur. Zamanın ruhunu, çocukların içinde bulunduğu şartları iyi okumak anlamak ve vermek istediğimiz şeyleri ona göre ayarlamak zorundayız.

 

j-Hocalar, sınıfların ve çocukların durumuna göre farklı ders malzemeleri kullanmalı. Digital malzeme yanında mesela ;

-Resimler,

-derse uygun el işleri (renkli kağıtlar, kartonlar, ambalaj kağıtları vs),

-derse uygun şekiller, görsel malzemeler,

-duvarları süsleme, hem süsleme hem de ezberleri ve başarıyı takip için farklı motiflerin, grafiklerin yer aldığı panolar,

-saksıda çiçek veya bitki yetiştirmek gibi

Bütün bunlarla çocukların arasında küçük rekabet yaptırılabilir. Katılanlara yüksek puanlar verilebilir.

 

6-Verimli bir ders için

a-Hocalar, o gün hangi dersi ne kadar işleyeceğini bilmeli, planlamalı. Bu konuda genel müfredatı ve çocukların seviyesini esas alır.

Tahtaya o gün işlenecek konuları, önemli kavramları yazabilir, çocuklara açıklama yapabilir.

Ya da derse başladıktan sonra öğrencilerden birine yazdırabilir.

 

b-Elif-ba ve Kur’an dersleri bilgisayar destekli olmalı. Birlikte okunmalı. Bazen de küme çalışması yapılabilir. Birbirlerini takip etmeleri sağlanabilir. Ezberler hem bilgisayardan hem de birlikte tekrar edilerek yapılır.

Dini dersi yerine göre eldeki kitaptan, yerine göre kısaca bir kaç cümle ile hoca tarafından, bazen konu kısa sorulara dökülerek yazılı veya sözlü sorulabilir. Maddeli konular, çocuklara sırasıyla sorulup tekrar edilebilir. (Bu konuda bizim hazırladığımız taslak bir çalışma var)

Bazı konular kısa sürelerle tartışılabilir.

 

c-Derslerde yorgunluk veya dikkat dağılımı olunca Şehâdet veya Tevhid Kelimeleri topluca söylenebilir, sûre veya bir dua birlikte okunabilir. Ya da ilâhi söylenebilir.

Bazı konular şarkı ile anlatılabilir. Hoca ya kendisi geliştirir, ya da varsa hazırlardan faydalanabilir. 

 

d-Her çocuğun mutlaka defteri ve kalemi olmalı, bazı kavramları ve bilgileri kısa kısa tahtaya yazıp çocukların da yazması sağlanmalı.

e-Küçük yaşlardaki çocuklara ders veren hocalar, onlara ;

-Boyama işleri,

-konuya uygun şekiller,

-yırtma yapıştırma,

-şekiller arasından tercih etme

-benzerleri seçme,

-parçaları tamamlama,

-konuyla ilgili resim, el-işi, yap boz yapma,

-kısa ve uygun oyunlar oynama,

-konularla ilgili bilmece sorma, bulmaca çözme yaptırabilirler.

-O yaştaki çocuklar Türkçe okuma ve yazma bilmedikleri için konular, ya da kavramlar tek tek, resimlerle, şekillerle ve fişlerle gösterilir, yazmaları sağlanır.

 

f-Günümüzün çocuklarının bilgiyi aktarana ihtiyaç duymuyorlar. Öyleyse özellilkle din derslerinde bilgi vermenin yanında, bilginin ne işe yaradığı, güzel davranışlar öğretilmeli.

Bunu yaparken de sınıfın durumuna ve eldeki malzemeye göre kısa kısa hikayelerle, canlı örneklerle, canlandırarak, tabir caizse rol yaparak anlatılmalı.

Yalnız anlatılan kıssalar, verilen örnekler uçuk kaçık, akıl ve din dışı, hayatta karşılığı olmayan kıssalar veya örnekler olmamalı. Hikaye, örnek veya canlandırma yazılı olması gerekmez. Konuyla bağlantılı olarak hoca tarafından önceden bulunur, yazılır veya düşünülür. (Bunun için kaynak : Yıldırım, Selçuk. Çocuk Oyunları, Uğurböceği yay. A. Muhammed Abdulmut’i. Hikâye Oyun ve Piyeslerle Çocuk Eğitimi, Uysal yay. Can, Mehmed. Hikâyelerle Davranış ve Karakter Eğitimi, Ezr yay.)

Hikâyenin/canlandırmanın sonunda sorular hazırlanıp sözlü veya yazılı çocuklara yöneltilebilir. Ya da « hikâyeden ne anladınız » diye müzakere edilebilir.

 

g-Hafta sonu derslerinde siyer ve İslâm tarihi de anlatılmalı. Peygamberimizden, peygamberlerden ve sahabelerden, ya da daha sonraki güzel insanların hayatların sahih haberlere dayalı somut örnekler sık sık anlatılmalı.

 

h-Zaman zaman Kur’an’dan okunan kısımların, ezberlerin Türkçeleri öğretilmeli. Hatta bazı dua ve sûrelerin türkçeleri ezberletilebilir.

 

i-Abdest ve namaz sınıfta uygulamalı öğretilir, çocuklar kontrollü olarak cemaata götürülebilir

 

j-Ev ödevi verilecekse, bu açık,  anlaşılır ve yapılabilir olmalı. Ödevler bir yere yazılmalı ama mutlaka veli ile irtibat halinde olunmalı.

 

k-Buradaki bir eğitimci, üstelik buradaki okullarda yetişmiş ise öncelikle Hollanda eğitim sistemini tanımalı. Hafta sonu eğitimi ile okullardaki eğitim arasında zıdlık olmamalı ki zorluk yaşamayalım, çocuklar bıkmasınlar. Hem kendi tecrübelerini, hem de eğitim alanındaki gelişmeleri takip etmeli. Bunlardan hafta sonu eğitimine katabileceklerini aktarmalı.

 

7-Ders sonrası eğitimci

a-Ölçme ve değerlendirme, yani imtihan, not verme ve ders geçme sistemi olmalı. (Ayrıca anlatılacak) Eğitimciler özellikle dini derslerde sık sık imtihan yapabilirler.

Çocuğun perfonmansını takip ve veli ile iletişim için belge verilmeli.

 

b-Meslektaşlarıyla ve eğitim birimiyle iyi bir ilişki, ahenkli çalışma ortamı olmalı. Bir kurumda birden fazla eğitimci varsa sık sık toplantılar yapılmalı. Tecrübe ve bilgi paylaşımı yapılmalı. Kurum ile de iyi bir diyaloğ olmalı.

 

c-Veliler bazen sınıfas çağrılmalı ve birlikte ders yapmalı. Ya da nasıl ders yapıldığını bizzat görmeliler.

-Çocuklarla bir sorun olursa hoca bunu tek başına ve kendi metodlarıyla değil, kurum ve veli ile çözmeli.

d-Çocukları bir şekilde okumaya alıştırmalı. Ödev olarak kitap okuma, kitaptan sayfa okuma, hikâye veya önemli bir konu bulup getirme, okuyana mükâfat verme, sınıfta küçük bir kütüphane oluşturma, sınıfta biraz okuma şeklinde olabilir.

 

e-Çocuklara şiir ezberletilebilir, ilâhi öğretilebilir. Hatta bu konuda yarışmalar yapılabilir. Velilere açık proğramlar organize edilebilir. Özellikle sene sonu kapanış proğramları için.

 

f-Muhtelif yarışmalar organize edilebilir. Mesela ;

-Şiir yazma ve okuma,

-ilâhi söyleme,

-Kur´an okuma,

-ez’an okuma,

-hadis ve aşır ezberleme,

-hadis ve duaların Türkçelerini ezberleme

-bilgi yarışmaları.

 

g-Başarılı öğrencilere bazen, veli ve kurum işbirliği ile ödüller verilebilir. Gezi, piknik, başka cemiyetleri ziyaret, müze ziyareti, attractie park ziyareti, bayramlarda ve kapanışlarda proğramlar organize edilebilir.

 

-Sonuç olarak

1-Hollanda’da okula giden ve o okulda günün şartlarına göre eğitim alan bir çocuğa hafta sonu derslerini, Türkiyedeki yetmişli yılların anlayışı, malzemesi veya hedefi ile ders vermeye kalkarsak bu iş yürümez.

 

2-Bu derslerde disiplin olmalı, ama nasıl ? Baskı ve çocuklara hareket alanını daraltan mı, yoksa ahenkli ders işlemeyi sağlayan bir ortam mı ?

 

3-Bizim derslerimizde ödül ön plana çıkmalı. Ceza ; yani uyarı, azarlama, kovma, sınıftan atma, hele hele sopa asla olmamalı. Becerikli bir eğitimci işini hiç ceza vermeden yapar. Sorun olduğu zaman ilgililer ile konuşularak halledilmeli. Ceza değil, tedbir düşünülmeli. Üstelik içinde yaşadığımız ülkenin ve çevre şartları, ailenin durumu göz önünde bulundurulmalı.

 

4-Hafta sonu, veya cami bünyesinde vereceğimiz dersler için uygun proğramlar, malzemeler, dil ve üslup, sistem ve anlayış geliştirmeli, bu dersleri cazip hale getirmeliyiz.

 

5-Bu eğitime gelen çocuklar kısa zamanda ne âlim olabilirler, ne de kısa sürede en ahlâklı kişiler olabilirler. Zira bu kısa süreli eğitim boyacı küpü değildir. Ancak çocuklarımız için pek çok açıdan faydalıdır, geleceğe yatırımdır. Çünkü bu yaşlarda öğrenilenler kalıcı oluyor ve kolay kolay unutulmuyor.

Bu bakımdan kurum sorumluları ve hocalar dikkatli olup ellerine –bir kaç saatliğine de olsa- teslim edilen çocukları ürkütmemeye dikkat etmeliler.

 

6-Eğitimciler ister Türkçe, ister içinde yaşadıkları dilde, ister Arapça veya İngilizce ve özellikle ğitimle ilgili kitapları okumalılar. Eğitim alanındaki gelişmeleri ve metodları takip etmemeliler. Hafta sonu derslerinde uygulanabilecek noktalar yakalamamalılar. Günümüzde bu konuda internet ortamı bize pek çok imkan sunmaktadır.

 

7-Sonuçta okuldaki gibi, imtihanları başaran, kaliteli okullara giden, hafta sonu derslerinde başarılı olan iyi çocuk demek değildir. Herkes bunları yapamayabilir. Ama aynı çocuk başka bir alanda daha iyi yapar, ahlâken daha iyi insan olabilir.

 

8-Bu derslerde çocuklara iyi bir insan, ahlâklı, sabırlı, merhametli olmayı, dürüst olmayı, iyi bir kul –iyi bir müslüman- olmayı öğretmek, kimlik öğretmek, öğrenilenlerin hayattaki yerini anlatmak dini bilgileri öğretmekten daha önemlidir.

 

9-Eğitim belli bir okuldan veya kurstan, meslekte diploma almak değil ; kendini geliştirmek alışkanlığı kazanmak ve ömür boyu öğrenci kalmayı öğretmektir. Bu da hatimler indirmekten de, bazı sûreleri ezberletmekten de, kuru bilgi depolamaktan da iyidir.

 

10-Her cami, her kurum, bugün ne kadar çocuğa ulaşabilirse ulaşsın. Kurallara fazla takılmadan, büyük hedef hayallerine kapılmadan o çocuklara ne verebilirsek verelim, din adına onlara ne aktarabilrisek aktaralım. Bir çocuğun, hangi yaşta olursa olsun bu derslere bir kaç defa gelmesi bile faydadır. Bu imkanı hakkıyla kullanalım, hassas olalım, geleceğin gençleri, yani bizim burada istikbalimiz olacak bu nazik ve müstesna kuşları ürkütmeyelim.

 

11-Peygamber (sav) ve ashabı bir sohbet meclisinde oturuyorlarken ;“-Cennet bahçelerine uğradığınız zaman istifade ediniz.” buyurdu. Onlar da: “-Cennet bahçeleri nerelerdir, yâ Rasûlâllah?” diye sordular. O da sahabelere ; “-Oralar, ilim meclisleridir.” buyurarak cevap verdi. (Tirmizî, Deavât/82 no: 3510)

 

-vesselamu ala men ittebaa’l-hüda.

 

Dinî eğitimle ilgili bazı kitaplar 

Muahmmed Abdulmut’î. Hikâye Oyun ve Piyeslerle Çocuk Eğitimi, Uysal yay.

Ağca, Hüseyin. Ailede Eğitim, TDV yay.

             -Üçüncü Neslin Eğitimi, TDV yay.

Ay, M. Emin. Çocuklarımıza Allah’ı Nasıl Anlatabiliriz, Timaş

             -Çocuk ve Peygamber, Timaş

             -Din Eğitimi ve Öğretiminde Mükâfat ve Ceza, UÜ yay.

            -Ailede ve Okulda İdeal Din Eğitimi, Beyza kitap,

Bahadıroğlu, Yavuz. Eşim Çocuğum ve Ben, Nesil Yay.

Bilâli, Abdulhamid. Peygamberin Yaşantısından Eğitici Dersler, Buruc.

Bilgin, Beyza. İslâmda Çocuk, TDV yay.

Bilgiz, Musa. Hayırlı Çocuk Yetirştirmenin Temelleri, Beyan       

          -Çocuk Eğitiminde Sevgi, Beyan

Can, Mehmed. Hikâyelerle Davranış ve Karakter Eğitimi, Ezr yay.

          -Evde Okulada Başarılı Eğitimin Yöntemleri, Ezr yay.

Canan, İbrahim. Çocuk Eğitimi, Nesil

            -İslâmda Çocuk Hakları

            -Peygamberin Sünnetinde Terbiye, Tuğra

            -Aile Reis ive Baba Olarak hz. Peygamber, Işık yay.

Çankırılı, Ali. Benimle Oynar mısın Anne, Timaş

Çobancık, Nigar. Çocuk ve Okul, Denge yay.

Durmuş, Adem. Çocuğumu Gençliğe ve Hayata Hazırlıyorum, Timaş

Ebu Gudde, Abdulfettah, Bir Eğitimci Olarak hz. Muhammed ve Öğretim Metodları, Yasin yay.

Ertuğrul, Halit. Ailede ve Okulda Çocuk Eğitimi, Nesil

Gezer, Said. Çocuğu Anlamak 1, Çağlayan yay.

İslamoğlu, M. Tavsiyeler 2, Denge

Marangoz, Bakiye. Çocuğumuzu Nasıl Eğitelim, Mektup yay.

Öcal, Mustafa. Din Eğitiminde ve Öğretiminde Metodlar TDV yay.

Özbek, Abdullah. Bir Eğitimci Olarak hz. Muhammed, Selam Yay.

Özyılmaz, Ömer. İslâmî Eğitim ve Psikoljik Temelleri, Pınar yay.

Savlu, A. Hamdi. Müslüman Ailede Çocuk Terbiyesi, Konya.

Selçuk, Mualla. Çocuğun Eğitimde Dini Motifler, TDV. Yay.

Ulvan, A. Nasih. İslâmda Aile ve Çocuk Terbiyesi, Uysal yay.

Ünal, İbrahim. Çocuk ve Biz, Nesil yay.

Yavuz, Kerim. Çocukta Dinî Duygu ve Düşüncenin Gelişmesi. DİB yay.

Çocuğun Dünyası ve Gelişme, Çocuk vakfı yay.

Yıldırım, Mevlit. Çocuklarımızı Doğru Eğitelim, kendi yayını-Konya

Yıldırım, Selçuk. Çocuk Oyunları, Uğurböceği yay.

 

Daha geniş bir liste için :

https://www.google.nl/search?q=Ailede+ve+Okulda+%C4%B0deal+Din+E%C4%9Fitimi,&ei=RSwLWf22OpHfwQL6_YX4AQ&start=30&sa=N&biw=1920&bih=974