Login Form

Istatistikler

Gebruikers
101
Artikelen
1569
Weblinks
9
Artikelen bekeken hits
564674

TATİL ATALET (Mİ)

Türkçe sözlükte tatil; Kanun gereğince çalışmaya ara verileceği belirtilen süre, dinlenme:

Okul, meclis, adliye vb. kuruluşların çalışmasını durdurduğu veya kapalı bulunduğu dönem.

Eğlenmek, dinlenmek amacıyla çalışmadan geçirilen süre şeklinde tarif ediliyor. (TDK Sözlüğü, 2/1427)

 

Atalet ise, tembellik, işsizlik, işsiz kalma ve işlemezlik olarak tanımlanıyor. (TDK Sözlüğü, 1/100)

Tatil Osmanlıca Sözlükte, şöyle geçiyor: Çalışmağa ara vermek. Çalışmayı durdurmak. İzine başlamak. Kesmek. Muattal bırakmak. (Osmanlıca Sözlük, say: 1039)

Tatil kelimesinin aslında bir şeye son vermek, durdurmak, işlevsiz hâle getirmek anlamları vardır. Mesela çalışmayan bir yeri hakkında âtıl durumda denir. Yani işlemiyor, görevini yerine getirmiyor, durmuş bir vaziyette.Kelime dilimizde daha sonradan yukarıdaki manaları kazanmıştır.

Görüldüğü gibi tatil, her ne kadar bir anlamıyla dinlenme gibi algılansa da, bir taraftanda çalışmadan geçirilen süre manasına da gelmektedir. Eliniz, bedeniniz, kafanız bir müddet bir işten, bir meşgulitten uzaklaşıyorsa, yani âtıl hâle, işe yaramaz hâle geliyorsa tatil yapıyor demektir.

Şimdilerde tatilin böyle anlaşılmadığını biliyorum. Elbette insanımız tatili, hele hele gurbet saydığı yerlerde yaşayan insanımız tatil deyince, yorgun çalışmalardan, bıktırıcı koşuşturmalardan sonra biraz dinlenme, biraz nefes alma, eh biraz da memleket ziyareti gibi algılıyor. Buna da hakkım var diyor. Bu kadar çalıştım, yoruldum, bunaldım. Azıcık dinleneyim. Çalış çalış, nereye kadar gidecek diyor. Dinlenmek hakkım diyor.

Ancak tatil kelimesini duyunca bu kelimenin kök manasını yabana atmamak, sözün geldiği manayı unutmamak gerekir diye düşünüyorum.

Tatil; âtıl hâle gelmek, ıskartaya çıkmak, karavana olmak, işlevsiz duruma düşmek gibi zannedilirse o zaman eyvah demek gerekir. Zira bu atalettir, yani tembelliktir, işşiz kalmaktır, bir işe yaramamaktır.

Bir iş yerine, bir işletmeye bir yığın yatırım yapılır, masraf edilir, sonra da o işletme işlemezse, âtıl bir durumda beklerse, hiç bir işe yaramazsa, yazık değil mi o kadar emeğe, harcamaya deriz.

Onun gibi insan da âtıl hâle gelirse, yani işlevsiz kalırsa neye yarar, ne kâr edebilir. Tıpkı işlemeyen bir işletme gibi, kendi var ama ürünü yok, kendi var ama kârı yok, kendi var ama sütü yok. 

Yaz mevsimi neredeyse artık bütün ülkelerde tatil zamanı. Yani işi bırakma, dinlenme, eğlenme zamanı. Dinlenmek için başka yerlere gitme vakti. Pek çokları zihnen buna hazırlanıyor, para biriktiyor, bilet alıyor, arabasının/karavanını hazır hale getiriyor. Kendilerine göre bir fırsatı değerlendiriyorlar.

Ancak zamanı ‘emanet’ olarak bilenler olaya böyle bakmazlar. Zaman keskin bir kılıç gibidir. Sen onu değerlendirmezsen o keser derlerdi eskiler. Geçen zamanı geri getirmek mümkün olmadığı gibi, kazası imkansız. Bugün yapamadım ama yarın telafi edebilirim diyenler aldanırlar.

Müslümanlar inanırlar ki, hesap verecekleri nimetlerden biri de zamandır. “Ömrünü nerede harcadın” sorusunu düşündükçe onların yürekleri titrer. Bir ömrün her gününün hesabını vermek... Kolay olmasa gerek. Hatta saatlerin bile... Neler düşündün, neler yaptın, ortaya neler koydun?

“İnsanlar iki şeyin değerini fazla bilmezler. Biri sağlık, diğeri de boş zaman.” Yani insanların tatil dedikleri vakitler. İşte o boş zamana biz ‘tatil’ diyoruz. Zaruri olarak yapmamız gereken işlerden biraz uzak kaldığımız anlar. Çalıştığın zamanı zaten değerlendiriyorsun. Orada sorun yok. Üzerinde durulması gereken aslında bu gibi çalışmalardan arta kalan zaman, yani boş vakitler...

Birileri, modern zamanlarda, şehir hayatında, bu koşturmaca da boş zaman mı varki kıymetini bilelim diyebilir. Olsun, bir saat da olsa kıymetlidir, iyi geçirilmesi gerekir.

Pek çokları tatili atalete çevirirler, âtıl olurlar, dişe dokunur bir iş yapmazlar. Zamanı para gibi har vurup harman savururlar. Zamanı verimli bir şekilde değerlendirmezler. Günler, aylar, hatta seneler geçer, ortaya insanı mutlu edecek bir eser/ürün koymazlar.

Zaman emanet olduğu gibi, müthiş bir nimet. Değerlendirenlere ne mutlu. Nasıl değerlendirelim diye sormanın zamanı değil. Herkes kendince, bir şekilde yapabilir bunu. Hatta tatil denilen süreleri de.

Bir ilim ehli şöyle diyor: “En bedbaht, dertli, en sıkıntılı işsiz adamdır. Zirâ atâlet, yokluğun kardeşidir. Çalışmak, aktif olmak vücudun hayatı ve hayatın uyanıklığıdır.”

 

Hüseyin K. Ece

28.6.2008 Zaandam