Login Form

Istatistikler

Gebruikers
209
Artikelen
1631
Weblinks
9
Artikelen bekeken hits
765121

GENÇLİĞİN KENDİLERİNDEN KAYNAKLANAN SORUNLARI

Gençliğin çağdaş sorunları hakkında bir seminer

Hüseyin K. Ece

11.01.2004 Pazar

Dortmund

-AİLE İLE DİYALOĞ KOPUKLUĞU ve KENDİSİNİN ANLAŞILMADIĞI ANLAYIŞI

1-Yeterli eğitimin verilmeyişi,

Yeterli eğitim derken, zamana, kişiye, inanca, şartlara uygun, kişiye sağlam bir karakter kazandıran, inançtan, günümüzdeki kazanımlardan, gelenekten ve eğitim tekniklerinden beslenen eğitimi kasdediyoruz.

 

2-Geleneğin etkisi,

Gelenekten kasdımız, ebeveynlerin geldikleri çevreden aldıkları kültür ve anlayıştır. Şüphesiz Anadolu kasabalarında, köylerinde geçerli olan adetler Almanya eğitimi ile, kültürü ve inancı ile uyuşmuyor. Pek çok veli, çocuğa hala kendi köyünde alıştığı gibi yaklaşıyor. Bundan da ortaya anlaşmazlık ve iletişim kopukluğu çıkıyor.

 

3-Şartların değiştiğini farketmeme,

Evet, şartlar değişiyor. Hemen hemen dünyanın her yerinde. Değişim olumlu da oluyor, olumsuz da. Siz şartlara müdahele edemiyorsunuz. Şartların, metodların, anlayışların, insana hitap eden araçların değiştiğini farkedemeyenler, çocuklara yaklaşımda hata ediyorlar.

Ebeveynlere  düşen, değişen bu şartlar çerçevesinde çocuklara akıllıca yaklaşım, onları kazanıcı ve islami kimlik kazandırıcı bir eğitim anlayışı yakalayabilmek.

 

4-Dış hayatın cazibesi,

Bu değişik şartlardan biri de dış hayatı gençler için çekici olması. Dışarıda nefse hoş gelen, şeytanın allayıp pulladığı pek çok şey var. Gençler çoğu zaman bunların bir tuzak olduğunu anlayamıyorlar.

Ya da veliler çocukları bekleyen tehlikeleri bilip ona göre tedbir alamıyorlar.

 

5-Baskı altında tutulduğunun zannedilmesi,

Bazı ebeveynlerin baskıcı olduğunu kabul edebiliriz. Ama bütün anne-babalar baskıcı, çocuklarına rahat hareket etme imkanı vermiyorlar, haklarını kısıyorlar diyebilir miyiz? Bazı gençler, aklı başında ebeveynlerin  kendileri lehinde aldıkları tedbirleri, uyguladıkları disiplini, koydukları kuralları baskıcı kabul edebilierler. Oların haklı olduğu söylenemez.

Gençlerimiz, çevrelerinde olup bitenlere iyi baksınlar. Kimlerin hangi tuzakları kurdukları farketsinler. Şeytanın ve onun emrindeki askerlerin faaaliyette olduklarını unutmasınlar.

 

6-İhtiyaçlarının karşılanmaması,

Bazı gençlerimiz ihtiyaçlarının karşılanmadığından şikayet edebilirler. Bu kısmen doğru. Özellikle ilk neslin bazılarındaki tasarruf ve anavatana yatırım düşüncesi çocukları ihmal etmeyi beraberinde getirdi. Bunu gencin ruh yapısında olumsuz etki bıraktığı açıktır.

Burada dengeyi gözetmek gerekri. Genç kardeşim asıl ihtiyacının ne olduğunu iyi belirlemeli.

Bazen ihitiyaç zannedilen şey, israf, lüks, lüzumsuz, zenginlerin propagandası olabilir.

 

7-Kendisine güvenilmediği zannı,

Çocukla ebeveynin birbirlerine güveni ne zaman sarsılır? Sanıyorum yalan söyledikleri zaman. Her iki taraf karşı tarafı aldatmaya başlayınca güven bozulur.

Kimileri, uygulanan prensipleri tam anlamadığı için ebeveynin kendisine güvenmediği zannına kapılabilir? Niçin? Belki de gencimiz şüpheli davranışlarıyla buna sebep olmuştur. Belki de hata üstüne hata yapmıştır.

İdare etmek, aldatmak, gözünü boyamak güven duygusunu öldürür. Ama maalesef günümüz insanı karşı tarafı hep idare ediyor. İşte medya, baştan başa bu anlayışı pompalıyor. Gençlerin bundan etkilenmemesi zor.

 

8-İçinde yaşanılan kültürün amansız baskısı,

Batı kültürü özünde baskıcıdır, başka kültürlere karşı tahammülsüzdür. Üstelik bu kültüre sahip olanlar çok çok kibirliler. Yani kendilerine ait oılanları üstün, diğerlerini geri ve aşağı sayarlar. Öyle olunca buraya gelen yabancıların kendi kültürlerini beksemelerini beklerler. Eğer yabancılar otuz yıl olduğu halde hala değişmemişlerse, tedbir alma hakkını kendilerinde görürler.

Eğitimde de amaç budur. Eğer ebeveynler eti senin kemiği benim diye çocukları okullara temamen teslim ederlerse, çatışma, iki kültür arasında bocalama, ya da kimliği kaybetme kaçınılmazdır.

Şimdilerde bütün Avrupa ülkeleri bas bas bağırıyorlar: Yabancılar entegre olsunlar diye. Adınız gibi bilin ki maksat asimilasyondur. İkiyüzlüler böyle ifade ediyorlar.

11 eylül saldırıları ırkçılara istedikeleri ortamı sağladı. Yabancılara verilen haklar kısıtlanıyor, ayrımcı yasalar uygulamalar artıyor, müslümanların aleyhine yasalar çıkarılmaya çalışılıyor. Bütün bunlar da gençleri olumsuz etkiliyor.

 

9-Ebeveynin metodlarını yenilememesi,

Çocuklara yaklaşımda daha tutarlı, çocuk ve genç psikolojisine uygun yaklaşımlar olması gerekiyor.

Ebevyn metodlarını yenilemezse, çocuğun etkilendiği dış şartlarla başa çıkamaz.

Anne-babalar, çocuklara dış etkenlerden daha etkili bir eğitim vermeleri gerekir.

 

10-Gençlerin, anne-babaların kendi iyilikleri için çalıştıklarını anlayamamaları.

Bazıları çocuk yetiştirmenin kolay ve sıradan bir iş olduğunu zannederler. Dünyanın en tabii, ama en zor işlerinden biri de çocuk, (veya) insan yetiştirmektir. Anne-baba bu zor işi yapmaktadırlar.

Çocuklar anne-babalrın kend iyilikleri için çaba gösyterdikleri bilmeleri gerekir. Belki metodları yeterli değildir, belki bu işin ilmini öğrenmemişlerdir, belki baskıcı gibiler, ama sonuçta her biri çocuklarının iyi yetişmesini isterler. Her müslüman anne-baba çocuğun bir imtihan sebebi olduğunun farkındadır. Onlar bu imtihanı kazanma gayretindedirler.

 

11-Bazılarının ebeynini gelişmemiş düşünmeleri,

Bazı gençler, anne-babaların geldiği yere, aldığı eğitime, hatta gitimine bakarak, bazıları da kendi tahsilin gözünde büyüterek, onları beğenmezler. Onları beğenmedikleri içinde verdikleri eğitime alıcı olmazlar. Sözlerini dinlemezler, kaale almazlar, istediklerini yapmazlar.

Böyle bir tutum ebeveyn ile iletişimde tehlikelidir.

Unutmamak tahsilli olmak adam olmak anlamına gelmez.

 

12-Özenti, taklid, inatçılık, tehlikeyi görmeme vb.

Çoğu insan (genç), kendinden önde olanlara özenir, onları takild etmeye çalışır. Kendi büyüklerine, kendi kültürünün değerlerine dönüp bakmaz, onları öğrenmeye ihtiyaç hissetmez. Bazen de adama benzemeyenleri taklid eder, kötülere özenir. Sonuç, tabii ki berbat.

Bu iş veya iletişimsizlik öyle bir noktaya ulaşır ki, anne-baba ne dese tersini yapmak ister, ya da onların inadına yapmaktan zevk alır. Burnunun doğrultusunda gider.

Bunun için de önündeki tehlikeyi göremez. Bazen de anne-babanın yaklaşımındaki yanlışlık genci bu noktaya sürükler.