Login Form

Istatistikler

Gebruikers
102
Artikelen
1569
Weblinks
9
Artikelen bekeken hits
565865

İNSAN GERÇEKTEN DEĞERLİ Mİ

Yıllar önce bir dergide okumuştum. İngiltere’de yapılan bir anketten bahsediyordu. Ankette İngilizlere şu soru soruluyordu:

-Bir evde bir bebek ve Romalılardan kalma antik bir heykel var. Bu evde yangın çıksa ve sizin bu bebekle heykelden birini kurtarabilme imkanınız olsa; hangisini tercih edersiniz?

Sonuç ne oldu dersiniz?

Ankete katılanların çoğuna yakın kısmı heykeli kurtarırdım diye cevap verdi.

Bebeği mi kurtarmak isterseniz, niçin? Heykeli mi kurtarmak isterseniz niçin? sorusuna ise çokları; dünyada çocuk çok, yenileri de doğabilir. Ama o heykeli yeniden yapmak, bu kadar eski heykele sahip olmak mümkün değil.  Romalılardan kalma bu böyle bir eseri kaybetmek büyük bir kayıptır.

Ya da buna yakın cevaplar verdiler.

Günümüzde insanın değerli olduğu, ya da insanın değerinin modern zamanlarda daha fazla anlaşıldığı iddia ediliyor.

Her şey insan için...

Ama bir bebeğin antik heykel kadar değeri yok...

İnsanı tebcil etme felsefesi olan hümanizm bu iddiada.

İnsan hakları gelişti, ilkelerle, kanun ve anayasalarla, uluslararası sözleşmelerle garanti altına alındı deniyor.

Hatta insan hakları mahkemeleri bile kuruldu. İç hukuk imkanları kalmayan mağdurlar gerekirse bu mahkemede hak arayabilirler.

Avrupa ülkeleri aralarına katılmak isteyenlere insan hakları garantisi istiyorlar.

Ülkelerin güya gelişmişlik ölçülerinden biri de insan hakları alanındaki ilerleme deniliyor.

Bazı ülkeler bu açıdan tenkit ediliyor. Bazı ülkeler insan hakları ihlâlleri iddialarıyla gündeme getiriliyor, tehdit ediliyor, hatta işgal ediliyor.

Pek çok alanda ve mahfilde insanın değerinden, insan haklarından dem vuruluyor.

Gerçek böyle mi acaba?

Irak’ta işgalden bu yana yaklaşık onbin sivilin öldüğü söyleniyor. Basına yansıyan işkence, tecavüz, insanlık dışı muamelelerin haddi hesabı yok. İşgale uğrayan ülke insanlarının nasıl bir aşğılanma muamelesiyle karşılaştıklarını, ne işgalciler, ne de onlara karşı durmaya cesaret edemeyen dünya kamuoyu bilmiyor.

Afganistan işgalinden sonra hayatını kaybeden, mağdur olan, zulme ve baskıya uğrayan, değerleri ve şerefleri talan edilen insanların feryadı hiç te yankı bulmadı sağır dünyanın kulaklarında.

İsrail’in 1930dan bu yana öldürdüğü insanların, işgal ettiği, çaldığı, gasbettiği, ev, arazi, şehir, köy, kasaba, tarla, su kaynakları ve diğerlerini kimse hesaba katmıyor. Sadece son iki yıl içinde canlarına kıyılan üçbinden fazla insanın, binlerce evin, tahrip edilen arazilerin, köylerin, evsiz bırakılan, sürgün edilen, açlığa mahkum edilen Filistinlilerin hesabını bilen yok.

Onların insan olup olmadıkları tartışılmıyor bile. Hatta bir israilli yetkili (Filistinlileri kasdederek), ‘Onlar hayvandır, biz hayvanlara yakışan muamele ediyoruz’ diyecek kadar küçülebiliyor.

İnsan haklarını savunanların tepkisi ne oldu ki?

Öteden beri pek çok rejimin kendi insanına uyguladığı insanlık dışı uygulamaların hangi birini sayabiliriz?

İnsanların en tabii haklarını, insan hakları maskesiyle elinden alanlar, en katı baskıcı uygulamaları demokrasi adı altında yapanlar, dayatmaları hürriyet diye yutturanlar bilmem ki neye insan hakları diyorlar?

Avrupa ülkelerindeki hak ihlallerinin, ayrımcılığı, anti-islam anlayışların, dışlanmışlıkların hangi birini sayalım? 11 Eylûl 2001 saldırılarını bahane edip de bazı insanları potansiyel terörist ilan eden, sonra da onlara saldıran, onların haklarını gasbetmek için politika üretenler, karşılarındakilerin de bir insan olduğunu düşünüyorlar mı?

Çıkarları için dünyanın her tarafında acımasızca terör yöntemlerine başvuranlar, masum insanlara kıyanlar, haklarını ellerinden alanlar insana saygıdan mı bahsediyorlar?

Kendilerini güçlü, kalkınmış ve ileri görüp, başkalarını zayıf, geri kalmış ve aşağı görenlerin gözünde acaba nasıl bir gözlük, kafalarında acaba nasıl bir mantalite var?

Tarih boyunca korsanlıkla ve insanları köle olarak kullanıp zengin olanların torunları hâlâ aynı anlayışa sahipseler, hâlâ insanları köle gibi kullanmayı düşünüyorlarsa; geçmiş asırlarda olduğu gibi hâlâ dünyayı koloni gibi görüp sömürmek istiyorlarsa; bunu acaba hangi insan hakları ilkesine sığdırıyorlar? 

Kitle imha silahlarını icad edenler, ne yüzle bilime hizmetten, teknolojik gelişmeden, insanın değerinden dem vururlar? Bunları insanlık düşmanı ilan etmek gerekirken, ülkelerinde bilim adamı diye ödül alabiliyorlar.

Hiç insanları kitle halinde öldürmeyi düşünen, bunun araçlarını yapan ve uygulayan bir zihniyet insanî olabilir mi?

Tedavi olması mümkün olmayan hastaların kendi kendilerini öldürülmesini istemelerini kanunî bir statüye kavuşturan, sonra da bunu uyguluyanlar acaba hangi tür mahlukları insan kabul ediyorlar?

Önce gayri meşru ilişkiyi normalleştirip, sonra da istenmeyen doğumları önlemek için kürtajı –yani bebek öldürmeyi- kanunileştirenler insana ne derece saygı duyuyorlar acaba?

Başkalarına, köpekleri ve arabaları kadar değer vermeyenlerin insan sevgisinden bahsetmeleri şarlatanlıktır.

Çağımızda insan değerli imiş...

Çağımızda insanın değeri daha da iyi anlaşılmış...

İnsan hakları mücadelesi çağımızda amacına ulaşmış...

Acaba öyle mi?     

Aşağıda okuyacağız haber üzerinde tekrar tekrar düşününüz. Çağımızdaki anlayışla, cahiliyye anlayışlarını kıyas ediniz. İngilteredeki kamuoyu sonuçlarıyla cahiliyye insanın kafa yapısını karşılaştırınız.

Harun b. Muâviye, İbrahim b. Süleyman el-Mueddin’den, o da A’meş’den, o da Mücahid’ten naklen haber verdi:

(Mücahid dedi ki): “Beni kölelikten azat eden efendim bana şöyle demişti: Ailesi onu, içinde kaymak ve süt bulunan bir tasla tanrılara gönderdi ve onlardan korktukları için, kaymağı yemememi tembih ettiler. (Ben tası götürüp putların önüne koydum). Sonra bir köpek geldi, kaymağı yedi, sütü içti, ardından da putun –ki bu İsaf ve Nâ’ile putuydu- üzerine işedi.

Harun dedi ki, cahiliyye döneminde adam yolculuğa çıktığı zaman beraberinde, üçünü tenceresi için (saçayağı gibi kullanmak üzere), birini de tapmak için dört taş alırdı.

(Cahiliyye insanı) köpeğini besler-büyütürdü ama çocuğunu öldürürdü.” (Darimî, Mukaddime/3)

Fazla söze hacet yok.

İnsan, ilahi ölçüye göre elbette değerlidir, eşref-i mahlukattır. İlahî Kudret de  insanlara bu değeri korumlarını emretmektedir.

Ama ya insan cahil olursa, ya cahiliyye kafasına sahip olursa???

Bütün gelişmelere rağmen bu açıdan günümüz dünyası da cahiliyye anlayışı yaşıyor denilebilir. Çünkü pek çok şey cahiliyye mantığı ile örtüşüyor.

VE CAHİLİYYE İNSANI KÖPEĞİNİ BESLİYOR, AMA ÇOCUĞUNU/İNSANI ÖLDÜRÜYOR!!!

 

Hüseyin K. Ece

7.6.2004

Zaandam