-      Giriş

Diyaloğ sözlükte; karşılıklı konuşma, mecazen; anlaşma, uyum sağlama veya bu yolda çalışma, (Türkçe Sözlük, TDK, s: 386) tarafların bir araya gelerek belirli konular üzerinde konuşması anlamlarına gelir. Siyasilerarası diyaloğ, dinlerarası diyaloğ gibi. Diyaloğ kurmak; sözlü ilişki kurmaktır. (Doğan, M. Büyük Türkçe Sözlük,  s: 397)

Lees meer...

-Sabır-direniş

Kur'an'da bir ayette "ulu'l-azm" peygamberlerden söz ediyor. Onların sabırlı oluşlarını, bir anlamda direnişlerini övüyor. Onları Rasûlüllah'a ve mü'minlere örnek olarak sunuyor.

İlgili âyet âhirete inanmayan müşriklerin hasımlığına, baskısına, islamî daveti engelleme çabalarına karşı sabretme ve sebat etmekle alakalı.

-Ulu’l-azm elçiler

İnsanlardan bazıları (hatta çoğu) ölümden sonraki dirilişi kabul etmezler. Hatta başkalarına buna inanmaya ve hazırlanmaya davet edenlerden de hoşlanmazlar. Ama inanmadıkları o gün gelecek ve onlara; “elçilerin haber verdiği bu hayat gerçek değil miymiş?” denilecek. Onlar da, “Evet, Rabbimize andolsun, gerçekmiş” diyecekler. (Ahkaf 46/34) Rabbimiz inkârcıların bu akibetini haber verdikten sonra Rasûlüllah’a şöyle diyor:

“(Ey Elçi!) O hâlde, azim sahibi (ulu’l-azm) peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. (Azabı hak edenler) için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar.

Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helâk edilir.(Ahkaf 46/35)

“Ulu’l-azm”; sözlükte «sabırlı, gayretli ve kararlı kimseler» demektir.

Bu ifade Kur’an’da sadece bu âyette yer alıyor.

Ulu’l-azm elçilere işaret eden bu âyette üç kavram dikkat çekiyor: Sabır, azim ve mîsâk...

“Sıkıntıya, belâ ve güçlüklere, denemelere, baskılara karşı direnip bunların ortadan kalkacağına inanmak” anlamındaki sabırla, “dayanıklı ve kararlı olmak” mânasındaki azim beraberdir. Bazı âyetlerde birlikte yer alıyorlar.  (Âl-i İmrân 3/186. Lokmân 31/17. Şûrâ 42/43)

Mîsâk ise “ağır taahhüt, kuvvetli antlaşma” demektir. Kendisiyle bağlanılan söz, yeminle pekiştirilmiş, yapılan ve mutlaka yerine getirilmesi gereken andlaşmadır (akittir). Bu bir çeşit; sözü, anlaşmayı sağlam bir bağla bağlamaktır. Yemin ve taahhüt (söz verme) ile pekiştirilmiş and vermedir. 

Misak Kur’an’da Allah ile kulları arasındaki anlaşmayı (ahidleşmeyi) de ifade etmek üzere kullanılmaktadır. O Allah’ın insanlara bildirdiği pekiştirilmiş ahd’idir. Kur’an bazen her iki kelimeyi birlikte kullanmakta ve misâklarına uyanların ahlâklarından örnekler sunmaktadır. 

Onlar, Allah'ın ahdini yerine getirirler, (misâkı) anlaşmayı bozmazlar. Onlar, Allah’ın riâyet edilmesini emrettiği haklara riâyet eden, Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır.” (Ra’d 13/20-21)

Ulu’l-azm ne demektir? Bu sıfatla anılan peygamberler kimlerdir?

-Ulu’l-azm/azm sahipleri 

Azim; bir işin yerine getirilmesine kalbi kesinlikle bağlamaktır. Ya da iradede sabır ve sebat ile maksadı takip etmek ve gayret sarfetmektir. 

Ulu’l-azm’; ‘ulu’s-sabır, yani sabrı olan kimse demektir. (Mukâtil b. Süleyman, Tefsir, 3/231)

Onların bu şekiilde isimlendirilmesi, azimlerinin (kararlılıklarının) kuvvetli oluşu sebebiyledir. (Taberî, İbni Cerir. Câmiu’l-Beyân, 11/303)

Burada Allah (cc) nebisine hitap ederek risalet görevinin ağırlığı konusunda ve başına gelenelere karşı sebat göstermesini söylüyor. Daha önce kavimlerinden kötülük, eza ve cefa gören diğer elçiler gibi sabretmesini emrediyor. Yine kendisini uyarmak gönderildiği kavminin onu yalanmasına karşı Allah için sabretmesini de…  Tıpkı Allah’ın emri konusunda kararlı duruş sergileyen nebişer gibi.

Bu azim sahibi elçiler Allah yolunda ağır denemeler geçirdiler. Nuh, İbrahim, Musa ve onların benzerleri gibi. (Taberî, İbni Cerir. Câmiu’l-Beyân, 11/302)

«Emir  Rasulüllah’a yönelik. Ona kavimlerinden eziyet gören nebilere uyması emrediliyor. İbni Abba’sa göre onlar azim, görüşünde isabetli, basiretli, sağlam görüşlü idiler. Dahhâk’a göre şerefli ve azimli elçiler demektir. (Hâzin, Lubâbu’t-Te’vil, 4/137) 

Âlimlerin bunların hangi peygamberler olduğu konusunda farklı görüşleri var. 

Kimilerine göre âyette geçen; «ulu’l-azm/azim sahibi» elçiler Hz. Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve Muhammed’dir (as).

 Kur’an şöyle diyor:

“Hani biz peygamberlerden sağlam söz (misak) almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz, onlardan sapa sağlam bir söz almıştık.” (Ahzâb 33/7)

Lees meer...

Âhiret hayatına inanmayanlar, ya da inandığı halde unutanlar dünya hayatının uzun süreceğini zannederler. Dünyalıklara, dünya işlerine takılıp Âhirete hazırlanmaktan gafil olurlar. Aşağıda sıralayacağımız bir kaç hatırlatma bu konuda biraz daha dikkatli olmaya katkı sağlayabilir.

Lees meer...

Pagina 6 van 29